Birçok analiste göre, İran’dan kaynaklanan başlıca tehditler ne savaş ne de ABD’nin eski Başkanı Donald Trump döneminde imzalanan anlaşma ile sona ermedi. Uzmanlar, Tahran yönetiminin nükleer programa ilişkin faaliyetlerini sürdürdüğünü, bölgesel milis gruplarını desteklemeye devam ettiğini ve füze kabiliyetlerini geliştirdiğini belirtiyor. ABD’nin İran’a yönelik maksimum baskı politikası ve ardından gelen müzakereler, temel sorunları çözmekte yetersiz kaldı.
Arka Plan: Savaş ve Anlaşma Neden Başarısız Oldu?
ABD ve İran arasında son on yılda yaşanan gerginlikler, 2015’te imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile bir nebze olsun yatışmıştı. Ancak Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımları devreye sokması, Tahran’ı nükleer faaliyetlerini hızlandırmaya itti. Analistler, bu dönemde İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini %60’a çıkardığını ve balistik füze testlerini artırdığını vurguluyor.
Biden yönetiminin anlaşmayı canlandırma çabaları ise şu ana kadar somut bir sonuç vermedi. İran, yaptırımların tamamen kaldırılmaması ve nükleer denetimlerin sürmesi nedeniyle müzakerelere soğuk bakıyor. Bu durum, bölgedeki suikastlar, insansız hava aracı saldırıları ve deniz güvenliği krizleriyle birleşince, tehdit algısının azalmadığı görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Körfez’de Dengeler Değişiyor
İran’ın bölgesel nüfuzu, özellikle Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki Hizbullah ve Suriye’deki milisler aracılığıyla sürüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Çin arabuluculuğunda İran’la ilişkilerini normalleştirmeye çalışsa da, doğrudan tehdit algısı devam ediyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını azaltması, Körfez ülkelerini kendi savunma kapasitelerini artırmaya yöneltti.
Küresel ölçekte ise petrol piyasaları üzerindeki İran etkisi sürüyor. Tahran’ın nükleer programa geri dönmesi, İsrail’in daha sert müdahale tehditlerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, mevcut koşullar altında kapsamlı bir diplomatik çözüm bulunmadığı sürece, İran tehdidinin bölge ve dünya için bir istikrarsızlık kaynağı olmaya devam edeceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile kara sınırı ve enerji bağımlılığı nedeniyle bu gelişmelere doğrudan duyarlıdır. İran’daki istikrarsızlık veya yaptırım artışı, Türkiye’nin doğalgaz ithalatını ve İran’a yönelik ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran’ın bölgesel milislerle bağlantısı, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki güvenlik çıkarlarıyla zaman zaman çelişmektedir. Ankara, Tahran’la ekonomik ve diplomatik ilişkileri sürdürmeye çalışırken, ABD’nin politikalarına karşı da denge arayışını korumaktadır.