ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran’ın nükleer programına ilişkin kritik görüşmeler için İsviçre’ye ulaştı. Vance’in İsviçre ziyareti, İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasındaki çatışmaların tırmanmasının ardından gelen en üst düzey ABD teması olarak dikkat çekiyor. Başkan Yardımcısına, ABD’nin İran Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner de eşlik ediyor. Heyet, İsviçre’deki ilk temaslarında Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya gelerek bölgesel istikrar ve ikili ilişkileri ele aldı.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
Vance’in İsviçre ziyareti, ABD yönetiminin İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik baskı politikasını sürdürdüğü bir döneme denk geliyor. Trump yönetimi, 2018’de nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekildikten sonra İran’a ‘maksimum baskı’ stratejisi uyguluyor. Öte yandan Tahran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkararak anlaşma öncesi sınırların çok üzerine çıkmış durumda. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) son raporları, İran’ın nükleer tesislerinde denetimleri kısıtladığını ve askeri boyutlu çalışmaların izlerinin bulunduğunu ortaya koyuyor.
Pakistan Başbakanı Şerif ile yapılan görüşmede, İran nükleer dosyasının yanı sıra Afganistan’daki güvenlik durumu ve Güney Asya’daki istikrarın ele alındığı belirtiliyor. Pakistan, İran ile sınır komşusu olması ve bölgesel denklemdeki kilit rolü nedeniyle ABD’nin görüşmelerde önemsediği bir ülke konumunda. Ayrıca İsrail-Hizbullah çatışmalarının bölgeye sıçrama riski, görüşmelerin aciliyetini artıran bir diğer faktör.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail-Hizbullah çatışması ve nükleer müzakerelerin kesişimi
İsrail ile Hizbullah arasında son haftalarda yaşanan şiddetli çatışmalar, Lübnan’da sivil kayıplara yol açarken, bölgesel bir savaş endişesini de beraberinde getirdi. ABD yönetimi, çatışmaların İran’ın nükleer programına ilişkin müzakereleri olumsuz etkilemesinden endişe ediyor. Zira Hizbullah, İran’ın en büyük vekil gücü olarak görülüyor ve Tahran’ın nükleer kozunu elinde tutması, İsrail’e karşı caydırıcılık sağlıyor.
Vance’in İsviçre’de yürüttüğü görüşmelerin, ABD’nin İran’a yönelik diplomatik baskıyı artırma ve aynı zamanda İsrail’in güvenliğini garanti altına alma çabalarının bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Witkoff ve Kushner’in de katılımıyla heyet, İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurması karşılığında yaptırımların hafifletilmesi gibi olası bir anlaşmanın parametrelerini masaya yatırıyor. Ancak Tahran yönetimi, ‘maksimum baskı’ politikası altında müzakere masasına oturmayı reddediyor ve ABD’nin ön koşulsuz görüşme çağrılarına olumlu yanıt vermiyor.
Öte yandan Avrupa Birliği ve Rusya, İran nükleer dosyasında arabuluculuk rollerini sürdürüyor. Fransa, Almanya ve İngiltere’nin oluşturduğu E3 grubu, İran’a yeni bir diplomatik çerçeve sunmaya hazırlanıyor. Vance’in İsviçre ziyareti, bu çok taraflı çabaların ABD ayağını temsil ediyor. Görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı, önümüzdeki haftalarda bölgesel dengeleri ve küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer programına ilişkin ABD-İran görüşmeleri, Türkiye’nin güvenlik ve enerji çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran’ın nükleer silah elde etmesine karşı çıkarken, aynı zamanda Tahran’la enerji işbirliğini sürdürüyor. Bölgedeki İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye’nin terörle mücadele ve sınır güvenliği politikalarını da etkileyebilir. Ayrıca Ankara, NATO müttefiki olarak ABD’nin İran’a yönelik baskı politikasının bölgesel istikrarı bozmasından endişe ediyor. Görüşmelerden çıkacak sonuç, Türkiye’nin İran’la enerji ticareti ve Suriye’deki angajmanı üzerinde belirleyici olacak.