Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İsrail'in Lübnan'a yönelik son saldırılarında tüm aileleri yok ettiğini ve çok sayıda çocuğun ölümüne neden olduğunu belirterek, bu eylemlerin savaş suçu teşkil ettiğini ve bağımsız bir soruşturma başlatılması gerektiğini açıkladı. Örgütün yayımladığı raporda, özellikle güney Lübnan ve Beyrut'un güney banliyölerinde gerçekleştirilen hava saldırılarında sivillerin hedef alındığı, yerleşim bölgelerinin tamamen yok edildiği ve onlarca sivilin yaşamını yitirdiği kaydedildi. Amnesty, İsrail ordusunun orantısız güç kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasında 2006'daki savaştan bu yana en şiddetli çatışmalar yaşanıyor. İsrail ordusu, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan'da kapsamlı hava harekatı başlattı. Amnesty'nin raporuna göre, birçok saldırıda sivil altyapı hedef alındı; hastaneler, okullar ve konutlar bombalandı. Raporda, 'Obliterated entire families' (tüm aileler yok edildi) ifadesiyle, saldırılarda aynı soyadını taşıyan çok sayıda kişinin öldüğü, bazı ailelerin hiçbir ferdinin hayatta kalmadığı belirtiliyor. Örgüt, İsrail'in savaşın gerekliliklerini aşan orantısız güç kullandığını ve sivil kayıpların minimize edilmesi yönündeki yasal yükümlülüğü ihlal ettiğini savunuyor.
İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah'ın askeri hedeflerine yönelik olduğunu ve sivil kayıplardan Hizbullah'ın sorumlu olduğunu iddia ediyor. Ancak Amnesty, İsrail'in kullandığı mühimmatların geniş çaplı yıkıma yol açtığını ve sivil alanlarda ayrım gözetmediğini kanıtlarla ortaya koydu. Raporda, 2011 yılından bu yana İsrail'in Lübnan'da savaş suçu işlediğine dair raporların arttığına dikkat çekiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Amnesty'nin bu çağrısı, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskılarını artırabilir. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği daha önce de İsrail'in orantısız güç kullandığını belirtmiş ancak somut adımlar atılmamıştı. Raporda, ABD'nin İsrail'e askeri ve diplomatik desteğinin savaş suçlarının devamına yol açtığı eleştiriliyor. Bölgede İran destekli Hizbullah'ın varlığı, çatışmayı daha da karmaşık hale getiriyor. Lübnan hükümeti, İsrail saldırılarının ülkeyi daha da istikrarsızlaştırdığını ve ekonomik krizi derinleştirdiğini belirtiyor. Uzmanlar, İsrail-Lübnan sınırındaki gerilimin Gazze savaşıyla paralel olarak tırmandığını ve bölgesel bir savaş riskinin arttığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel aktör olarak İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sık sık eleştirmiştir. Amnesty'nin savaş suçu raporu, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail aleyhine yürüttüğü diplomatik çabaları güçlendirebilir. Ayrıca, Lübnan'daki istikrarsızlık Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve bölgesel nüfuzunu etkileyebilir. Türkiye, insani yardım ve arabuluculuk rollerini öne çıkararak bu krizde daha aktif bir pozisyon alabilir. Ancak raporun doğrudan bir yaptırım veya askeri müdahale getirip getirmeyeceği belirsizdir.