Almanya'da işverenlerin baskısıyla gündeme gelen, çalışanların hastalık iznine çıktıkları ilk gün doktor raporu getirme zorunluluğu tartışma yarattı. Hekim birliği, hastaların bu raporu almak için bizzat sağlık kuruluşuna gitmek zorunda kalmasını "akıl sınırlarını zorlayan" bir uygulama olarak nitelendirdi. Hükümet ise iş gücü kaybını azaltma gerekçesiyle planı değerlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Almanya'da halihazırda çalışanlar, hastalık izninin dördüncü gününe kadar doktor raporu sunma yükümlülüğüne sahip. Ancak işverenler, özellikle kısa süreli hastalık izinlerinin artmasından şikayetçi. Alman Sanayi ve Ticaret Odası'nın verilerine göre, 2023'te iş gücü kaybı yüzde 10 artarken, her dört işçiden biri yılda en az bir kez tek günlük hastalık izni kullandı. İşverenler, bu durumun üretim kaybına yol açtığını savunuyor. Buna karşılık, Sağlık Bakanlığı'nın tartışmaya açtığı yeni düzenleme, işçilerin ilk günden rapor almasını şart koşuyor. Ancak doktorlar, bu uygulamanın hem sağlık sistemine ek yük getireceğini hem de hafif hastalıkları olan kişilerin gereksiz yere sağlık kuruluşlarına gitmesine neden olacağını belirtiyor. Alman Tabipler Birliği Başkanı Dr. Klaus Reinhardt, "Bir hasta 38 derece ateşle yataktan kalkıp muayeneye gelmek zorunda kalırsa, bu onun iyileşme sürecini uzatır. Ayrıca grip gibi bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırır" dedi.
Plan ayrıca, işverenlerin hastalık izni maliyetlerini azaltma amacı taşıyor. Almanya'da işverenler, çalışanların ilk altı haftalık hastalık izni maaşını tam olarak ödemekle yükümlü. Ardından devreye sağlık sigortası giriyor. İşverenler, kısa süreli izinlerin daha sıkı denetlenmesiyle maliyetlerin düşeceğini savunuyor. Ancak işçi sendikaları, bu düzenlemenin çalışanlar üzerinde psikolojik baskı yaratacağını ve hasta oldukları halde işe gitmeye zorlanabileceklerini belirtiyor. IG Metall sendikasından yapılan açıklamada, "Hastalık izni bir lütuf değil, temel bir çalışan hakkıdır. İlk günden rapor zorunluluğu, işçileri hasta olduklarında bile işe gitmeye itebilir" ifadeleri kullanıldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya'nın bu tartışması, Avrupa genelinde iş gücü piyasası düzenlemelerine ilişkin daha geniş bir bağlamda değerlendiriliyor. Birçok Avrupa ülkesinde hastalık izni raporu farklı sürelerde isteniyor. Örneğin, Fransa'da üç günden, İtalya'da ise iki günden sonra rapor zorunlu. İngiltere'de ise yedi günün altındaki hastalık izinlerinde rapor gerekmiyor. Almanya'nın bu yöndeki adımı, işveren odaklı bir reform olarak yorumlanıyor. Özellikle sanayi sektöründeki güçlü işveren lobileri, bu tür düzenlemeleri sık sık gündeme getiriyor. Öte yandan, Avrupa Birliği genelinde işçi haklarının korunması ve esnek çalışma modelleri arasındaki denge tartışmaları sürüyor. Bu tartışma, aynı zamanda pandemi sonrası artan uzaktan çalışma ve hastalık izni eğilimleriyle de bağlantılı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın bu tartışması, Türkiye'deki çalışma hayatı düzenlemeleri açısından da dikkate değer. Türkiye'de hastalık raporu düzenlemesi SGK ve iş kanunları çerçevesinde farklılık gösteriyor. Ancak benzer bir tartışma, işverenlerin raporlu izinleri denetleme talepleriyle Türkiye'de de zaman zaman gündeme geliyor. Özellikle kayıt dışı istihdamın yaygın olduğu ülkede, bu tür düzenlemelerin uygulanabilirliği tartışmalı. Ayrıca Türkiye, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında AB standartlarına uyum sürecinde olduğu için bu tür Avrupa’daki gelişmeler, Türkiye'nin olası düzenlemelerine ışık tutabilir. Bununla birlikte, Almanya'daki işçi hakları mücadeleleri, Türkiye'deki sendikalar ve çalışma örgütleri tarafından da yakından izleniyor.