Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde olan Batı Balkan ülkeleri ve Moldova’nın, tam üyelik gerçekleşmeden önce Birlik programlarına katılımını ve tek pazara erişimini kolaylaştıracak yeni bir teklif üzerinde çalışıyor. Reuters’ın 4 Haziran’da gördüğü bir tartışma belgesine göre, iki ülke AB Konseyi dönem başkanlıklarını da kullanarak bu ülkelerin entegrasyonunu “aşamalı ve tersine çevrilebilir” bir modelle hızlandırmayı hedefliyor. Öneri, özellikle Ukrayna savaşının ardından Doğu Avrupa’da artan jeopolitik gerilimler ışığında, AB’nin genişleme politikasını yeniden canlandırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Tartışma belgesi, Almanya ve Fransa’nın AB’nin Batı Balkanlar (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Sırbistan) ve Moldova ile ilişkilerinde yeni bir yaklaşım benimsemeyi önerdiğini ortaya koyuyor. Bu ülkeler, uzun yıllardır AB üyeliği için müzakere ediyor ancak süreç siyasi ve teknik engeller nedeniyle yavaş ilerliyor. Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova’daki etnik bölünmeler, Kuzey Makedonya’nın Bulgaristan ile yaşadığı tarihsel ve dilsel anlaşmazlıklar, Sırbistan’ın Kosova’yı tanımaması gibi sorunlar genişleme sürecini tıkıyor. Almanya ve Fransa’nın önerisi, bu ülkelere somut faydalar sağlayarak reformları teşvik etmeyi amaçlıyor.
Belgede, aday ülkelerin AB’nin araştırma ve yenilik programı Ufuk Avrupa, eğitim programı Erasmus+, dijital ekonomi, enerji birliği ve çevre politikaları gibi alanlara kademeli olarak dahil edilmesi öngörülüyor. Ayrıca, tek pazara entegrasyonun belirli sektörlerde (örneğin, tarım ürünleri veya hizmet ticareti) başlatılması, ancak bu erişimin ülkenin şartlara uyumuna bağlı olarak askıya alınabilmesi gibi bir “tersine çevrilebilirlik” mekanizması da bulunuyor. Bu, AB’nin daha önce benzer bir modeli Türkiye ile Gümrük Birliği’nde kısmen uyguladığı bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu girişim, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından AB’nin doğu sınırlarındaki güvenlik endişeleriyle doğrudan bağlantılıdır. Batı Balkanlar ve Moldova, Rusya’nın nüfuz mücadelesinin yoğunlaştığı bölgeler olarak öne çıkıyor. Özellikle Sırbistan’ın Rusya ile tarihsel bağları, Bosna’daki Sırp varlığı ve Moldova’nın Transdinyester bölgesindeki Rus askeri varlığı, AB’nin bu ülkeleri hızla kendine bağlamasını stratejik bir öncelik haline getiriyor. Almanya ve Fransa’nın önerisi, AB’nin “jeopolitik bir aktör” olma iddiasını somutlaştırma çabası olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, bu teklif AB içinde de tartışmalara yol açabilir. Bazı üye ülkeler, özellikle Hollanda, Danimarka ve İsveç, genişlemenin temel koşulları olan hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele kriterlerinin sulandırılmasından endişe ediyor. Ayrıca, Batı Balkan ülkelerinin tam üyelik müzakerelerinin uzun süredir tıkanması, bu “hızlı entegrasyon” modelinin gerçekçi olmadığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Yine de, Ukrayna ve Moldova’ya aday statüsü verilmesinin ardından AB’nin genişleme sürecine yeniden ivme kazandırma isteği açık. Belgede, “Aşamalı entegrasyon, hem AB’nin hem de aday ülkelerin çıkarlarına hizmet eder” ifadesi yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 1999’dan beri AB aday ülkesi olmasına rağmen müzakereleri fiilen durma noktasına gelmiş bir ülke olarak, bu yeni modeli yakından izlemelidir. Almanya ve Fransa’nın Batı Balkanlar ve Moldova için önerdiği aşamalı entegrasyon, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde benzer bir “pozitif gündem” oluşturulmasına örnek teşkil edebilir. Ancak Türkiye’nin boyutu, demografik yapısı ve siyasi sorunları (Kıbrıs, göç anlaşması, hukuk devleti endişeleri) bu modelin doğrudan uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Yine de, AB’nin genişleme stratejisindeki bu esneklik, Türkiye’nin vize serbestisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi veya enerji işbirliği gibi alanlarda yeni fırsatlar araması için bir zemin yaratabilir. Bölgesel olarak, AB’nin Batı Balkanlar’da nüfuzunu artırması, Türkiye’nin bu bölgedeki tarihsel ve kültürel bağlarını dengeli bir şekilde yönetmesini gerektirecektir.