Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, iki hafta önce Thüringen'de elde ettiği ilk büyük eyalet zaferinin ardından bu pazar günü başkent Berlin ve büyük ölçüde kırsal olan Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletlerinde düzenlenen seçimlerde bir kez daha iddialı. Sandıklar yerel saatle sabah açıldı ve akşam kapanacak. Fransa 24 muhabiri Jörg Taszman'ın Berlin'den aktardığına göre, anketler AfD'nin her iki eyalette de oy oranını artırabileceğine işaret ediyor. Bu seçimler, Almanya'nın siyasi haritasında aşırı sağın yükselişinin sürüp sürmeyeceğini gösterecek kritik bir sınav olarak görülüyor.
Seçimlerin arka planı ve AfD'nin yükselişi
AfD, 1 Eylül 2024'te Thüringen'de yapılan eyalet seçimlerinde yüzde 32,8 oy alarak tarihi bir başarı elde etti ve eyalette birinci parti oldu. Aynı gün Saksonya'da da yüzde 30,6 oyla ikinci sırada yer aldı. Bu sonuçlar, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'da aşırı sağ bir partinin ilk kez bir eyalette birinci olması nedeniyle siyasi deprem etkisi yarattı. Şimdi gözler Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya'ya çevrilmiş durumda. Berlin, 3,7 milyonluk nüfusuyla Almanya'nın en kalabalık şehri ve aynı zamanda bir eyalet. Mecklenburg-Batı Pomeranya ise yaklaşık 1,6 milyon nüfuslu, ekonomik olarak görece zayıf bir kuzeydoğu eyaleti. Her iki bölgede de AfD'nin anketlerde güçlü olduğu, özellikle Mecklenburg-Batı Pomeranya'da yarışın başını çekebileceği belirtiliyor. Berlin'de ise geleneksel olarak Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti güçlü olsa da AfD'nin oy oranını artırması bekleniyor.
AfD'nin yükselişinde göç karşıtı söylemi, ekonomik hoşnutsuzluk ve ana akım partilere duyulan güvensizlik etkili oldu. Özellikle eski Doğu Almanya bölgelerinde parti, sistem karşıtı bir alternatif olarak destek buluyor. Thüringen zaferi, AfD'nin artık sadece protesto oyu toplayan bir parti olmadığını, iktidar hedefleyen bir aktör haline geldiğini gösterdi. Ancak diğer partilerin AfD ile koalisyon kurmayı reddetmesi nedeniyle parti, birinci olsa bile hükümet kuramayabilir. Yine de oy oranındaki artış, Almanya'nın siyasi dengelerini sarsmaya devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya, Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomisi ve NATO'nun kilit üyesi. AfD'nin yükselişi, sadece Almanya iç siyasetini değil, Avrupa'nın genel siyasi iklimini de etkiliyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Kardeşler (FdI), Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi aşırı sağ partilerin güç kazanmasıyla birlikte, Avrupa'da sağ popülizm dalgası yükseliyor. AfD'nin başarısı, bu dalganın Almanya ayağını güçlendiriyor. Özellikle göç, İslam karşıtlığı ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi konularda AfD'nin pozisyonları, AB'nin ortak politikalarını zorlaştırabilir. AfD, Ukrayna'ya silah yardımını eleştiriyor ve Rusya ile diyalogdan yana bir tutum sergiliyor. Bu durum, Batı ittifakı içinde çatlak yaratma potansiyeli taşıyor.
Ayrıca Almanya'nın ekonomik durgunluğu ve enerji krizi, aşırı sağın elini güçlendiriyor. Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya seçimleri, 2025 genel seçimleri öncesinde bir barometre işlevi görecek. Eğer AfD her iki eyalette de oyunu artırırsa, federal düzeyde de benzer bir yükseliş beklentisi güçlenecek. Bu da Almanya'nın AB içindeki liderlik rolünü ve transatlantik ilişkileri etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, Türkiye açısından doğrudan ve dolaylı sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan var. AfD'nin göç karşıtı ve İslam eleştirel söylemi, bu toplumu tedirgin ediyor. Partinin oy oranını artırması, sosyal uyum ve ayrımcılık endişelerini derinleştirebilir. Ayrıca AfD, Türkiye'nin AB üyelik sürecine mesafeli ve Rusya ile yakınlaşma yanlısı. Bu durum, Türkiye-Almanya ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Ancak Almanya'da ana akım partilerin AfD'yi dışlaması, şimdilik Türkiye karşıtı politikaların doğrudan hükümete girmesini engelliyor. Yine de AfD'nin güçlenmesi, Avrupa'da Türkiye'ye yönelik olumsuz algıyı besleyebilir.