Almanya'da 52 yaşındaki bir erkek şüpheli, on dört kadına uyuşturucu vererek tecavüz etmek ve bu anları gizlice kaydetmekle suçlanıyor. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Bad Oeynhausen kentinde yaşanan olay, ülke genelinde büyük yankı uyandırdı. Savcılık, şüphelinin 2013 ile 2023 yılları arasında işlenen suçlarla bağlantılı olduğunu ve mağdurların çoğunun sosyal medya veya arkadaş çevresi aracılığıyla tanıştığı kadınlar olduğunu açıkladı. Şüpheli, kadınların içkilerine farkına varmayacakları şekilde uyuşturucu kattıktan sonra tecavüz ediyor ve görüntüleri bir hard diskte saklıyordu. Polis, şüphelinin evinde yapılan aramada çok sayıda veri depolama cihazı ele geçirdi.
Davanın arka planı ve Pelicot davasıyla benzerlikler
Olay, Fransa'da eşi Françoise Pelicot'ya yıllarca uyuşturucu verip onlarca erkeğin tecavüz etmesine izin veren Dominique Pelicot'un davasıyla sık sık karşılaştırılıyor. Her iki davada da şüpheliler, mağdurlarını bilinçsiz hale getirmek için aynı yöntemi (uyuşturucu kullanarak) kullanmıştı. Alman davasında ise şüphelinin, yalnızca kendisinin tecavüz ettiği, görüntüleri paylaşmadığı belirtiliyor. Adli tıp raporlarına göre mağdurlardan bazıları, saldırı sırasında bilinçsizdi ve olayı daha sonra sadece video kayıtlarından öğrendi. Bu durum, cinsel saldırı mağdurlarının belleğinin nasıl çalıştığı ve rızanın olmadığı durumlarda adaletin sağlanması konusunda yeni tartışmalar başlattı.
Alman basınına göre şüpheli, birçok kadınla aynı anda ilişki yürütüyordu ve kurbanlarını genellikle internet üzerinden buluyordu. Tecavüz anlarını kaydettiği hard diskte 14 farklı kadına ait 50'den fazla video tespit edildi. Savcılık, şüphelinin ''sistematik ve planlı'' hareket ettiğini vurguluyor. Dava, Bielefeld Bölge Mahkemesi'nde görülüyor ve şüphelinin 14 kez cinsel saldırı ve 1 kez çocuk pornografisi bulundurmakla suçlanıyor. Ancak çocuk pornografisi iddiası, daha önceki başka bir soruşturma kapsamında geldi.
Avrupa'da cinsel şiddet ve rıza yasalarına etkisi
Bu dava, özellikle Pelicot davasının ardından Avrupa genelinde cinsel şiddetle mücadele yasalarının yetersiz olduğu eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Fransa'da rıza yaşının 15'e yükseltilmesi ve ''rıza olmadan cinsel ilişkinin tecavüz sayılması'' yönündeki yasal değişiklikler, Almanya'da da benzer talepleri beraberinde getirdi. Alman hukukunda, mağdurun bilinçsiz olması halinde cinsel saldırının cezası artırılabiliyor, ancak bu tür davalarda ispatın zorluğu sık sık eleştiriliyor. Avukatlar, uyuşturucu kullanımı gibi vakalarda mağdurların olayı ezbere anlatamayacağına dikkat çekiyor ve delil olarak videoların kullanılmasının önemini vurguluyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği genelinde ''rıza'' tanımının standartlaştırılması için çalışmalar sürüyor. Şu anda 27 üye ülkenin cinsel saldırı tanımları ve cezaları büyük farklılıklar gösteriyor. Almanya, 2016 yılında ''hayır hayırdır'' prensibini kabul ederek rıza olmamasını suç sayan bir yasa çıkarmıştı, ancak uygulamada hala eksiklikler olduğu belirtiliyor. Bu dava, yasaların daha da sıkılaştırılması ve mağdurların korunması için bir katalizör olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de cinsel saldırı ve uyuşturucu kullanımıyla ilgili benzer davalar zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu tür davalar, Türkiye'deki cinsel suçlarla mücadele yasalarının da uluslararası standartlara uyumlu hale getirilmesi gerekliliğini hatırlatıyor. Özellikle dijital delillerin mahkemede kullanımının yaygınlaşması, mağdurların adalete erişimini kolaylaştırabilir. Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyesi olarak İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, bu tür davaların Türk yargısındaki takibini zorlaştırabilir. Ancak bu olay, küresel bir perspektiften cinsel şiddetle mücadelede farkındalık yaratmakta ve Türk kamuoyunda da benzer tartışmalara zemin hazırlamaktadır.