İsveç'in başkenti Stockholm'de polis tarafından gözaltına alınan ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olan İngiliz vatandaşının eşi, Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'a çağrıda bulunarak duruma müdahale etmesini istedi. Salı günü gözaltına alınan şahsın kimliği henüz kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak eşi, kocasının Brexit sonrası dönemde İsveç'te oturma izni başvurusunun reddedilmesi nedeniyle sınır dışı edilmek istendiğini belirtti. Olay, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının ardından İsveç'te yaşanan bir dizi sınır dışı vakasının son halkası olarak dikkat çekiyor. İsveç makamları, İngiliz vatandaşlarının ülkede kalma başvurularını yüksek oranda reddetmekle eleştiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Brexit sonrası dönemde İngiliz vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerindeki statüsü belirsizliğe sürüklendi. İsveç, AB'nin diğer üyeleri gibi, İngiliz vatandaşlarının oturma izni başvurularını yeni düzenlemelere tabi tuttu. Ancak İsveç'in bu başvuruları reddetme oranının diğer ülkelere kıyasla olağanüstü yüksek olduğu yönünde şikayetler artıyor. İngiliz basınına yansıyan haberlere göre, birçok İngiliz vatandaşı, yıllardır İsveç'te yaşamalarına ve çalışmalarına rağmen, bürokratik engellerle karşılaşıyor ve sınır dışı edilme tehdidi altında yaşıyor. Salı günü gözaltına alınan kişi de bu mağduriyetin son örneği. Eşi, kocasının İsveç'te yasal olarak kalma hakkı olduğunu savunarak, yetkililerin insafına bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Andy Burnham'a yapılan çağrı, yerel yönetimlerin uluslararası vakalarda ne kadar etkili olabileceği sorusunu gündeme getiriyor. Greater Manchester Belediye Başkanı'nın Brexit sonrası İngiliz vatandaşlarının hakları konusunda daha önce de sesini yükselttiği biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç'in İngiliz vatandaşlarına yönelik sınır dışı uygulamaları, AB ile Birleşik Krallık arasındaki Brexit sonrası ilişkilerin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Vatandaşların serbest dolaşım hakkının sona ermesi, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiledi. İngiltere ile İsveç arasında karşılıklılık ilkesi çerçevesinde bazı düzenlemeler yapılmış olsa da, uygulamada ciddi sorunlar yaşanıyor. İsveç'in tutumu, diğer AB ülkelerindeki İngiliz vatandaşlarının durumu açısından da emsal teşkil edebilir. Öte yandan, İngiltere'nin de AB vatandaşlarına yönelik benzer katı politikalar izlediği eleştirileri mevcut. Bu karşılıklı sertleşme, Brexit'in yarattığı belirsizlik ortamında insan hakları ihlallerine yol açabiliyor. Uluslararası hukuk uzmanları, sınır dışı kararlarının bireysel durumlar gözetilerek alınması gerektiğini, toplu reddetme politikalarının adil olmadığını belirtiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan benzer davalar, ülkelerin takdir yetkisini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü vize serbestisi diyalogu ve Türk vatandaşlarının AB ülkelerindeki statüsü açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Brexit sonrası İngiliz vatandaşlarının yaşadığı sorunlar, AB ülkelerinin göç ve oturma izni politikalarındaki keyfiliği gözler önüne seriyor. Türkiye, kendi vatandaşlarının AB'de ayrımcılığa uğramaması için benzer şeffaflık ve adil işleyiş taleplerini dile getirebilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret ve insan hareketliliği anlaşmalarında da benzer belirsizlikler yaşanabilir. Türk dış politikası, Brexit sonrası oluşan yeni dengelerde vatandaşlarının haklarını korumak için aktif diplomasi yürütmeli.