İngiltere Savunma Bakanlığı'nın (MoD) açıkladığı rakamlara göre, Afganistan'da özel kuvvetler SAS askerlerinin işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma şimdiye kadar 58 milyon sterline (yaklaşık 73 milyon dolar) mal oldu. Üç buçuk yılı aşkın süredir devam eden soruşturma henüz herhangi bir bulgu yayınlamadı. Bağımsız bir soruşturma komisyonu tarafından yürütülen inceleme, İngiliz ordusunun itibarını ve operasyonel kapasitesini derinden etkiliyor.
Soruşturmanın Arka Planı ve Maliyetin Ayrıntıları
Afganistan'da 2010-2013 yılları arasında görev yapan SAS birliklerinin, gözaltına alınan Afgan mahkumları hukuka aykırı şekilde öldürdüğü iddiaları ilk olarak 2020 yılında ortaya atılmıştı. İddialar üzerine İngiliz hükümeti, Yüksek Mahkeme yargıcı Lord Justice (şimdi Sir Charles) Haddon-Cave başkanlığında bağımsız bir soruşturma başlattı. Soruşturma, 2010-2013 yılları arasında Afganistan'da görev yapan SAS askerlerinin karıştığı iddia edilen 80'e yakın ölüm olayını inceliyor. MoD verilerine göre, soruşturmanın bugüne kadarki maliyeti 58 milyon sterlini buldu; bu rakam, avukat ücretleri, tanık masrafları, belge incelemeleri ve idari giderleri kapsıyor. Soruşturmanın toplam maliyetinin 100 milyon sterlini aşabileceği tahmin ediliyor.
Soruşturma kapsamında yüzlerce tanık dinlendi, on binlerce sayfa belge incelendi. Ancak bugüne kadar hiçbir nihai bulgu kamuoyuyla paylaşılmadı. Soruşturmanın yavaş ilerlemesi, hem mağdur aileleri hem de askeri yetkililer arasında hayal kırıklığına yol açtı. İngiliz basınına yansıyan haberlere göre, soruşturma komisyonu, delillerin büyük bir kısmının gizlilik dereceli olması ve askeri personelin işbirliği yapmaması nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. Ayrıca, SAS'ın operasyonel güvenliği gerekçesiyle bazı belgelerin paylaşılmadığı öne sürülüyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı, soruşturmanın bağımsızlığını koruduğunu ve sürecin titizlikle yürütüldüğünü savunuyor. Ancak muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, soruşturmanın uzamasının adaleti geciktirdiğini ve maliyetin vergi mükelleflerine ağır bir yük getirdiğini belirtiyor. Özellikle, soruşturmanın sonuçlarının kamuoyuna açıklanmaması, şeffaflık eksikliği olarak eleştiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu soruşturma, sadece İngiltere'nin iç meselesi olmanın ötesinde, NATO müttefikleri ve uluslararası hukuk açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Afganistan'daki uluslararası askeri müdahale sırasında işlenen olası savaş suçları, birçok ülkenin askeri personelini kapsayabilir. İngiltere'nin bu konudaki tutumu, diğer NATO ülkeleri için emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi uluslararası yargı organları, benzer soruşturmaları yakından takip ediyor. Eğer soruşturma sonucunda SAS askerlerinin suçlu bulunması durumunda, bu durum İngiliz ordusunun itibarını zedeleyebilir ve gelecekteki operasyonlarda askeri personelin motivasyonunu olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, soruşturmanın maliyeti, savunma bütçeleri üzerindeki baskıyı artırabilir. İngiltere zaten savunma harcamalarını gözden geçirirken, bu tür yüksek maliyetli soruşturmalar, kaynakların daha etkin kullanılması gerektiği tartışmalarını alevlendirebilir. Soruşturmanın sonuçlarının açıklanmaması, kamuoyunda güven kaybına yol açabilir ve askeri yargı sistemine olan güveni sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Afganistan'daki SAS savaş suçu soruşturması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uluslararası operasyonlarda karşılaşabileceği hukuki ve etik sorumluluklar açısından ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda Suriye, Irak ve Libya gibi bölgelerde askeri operasyonlar yürütüyor. Bu tür operasyonlarda uluslararası hukuka uyum, Türkiye'nin uluslararası itibarı ve NATO içindeki konumu için kritik. İngiltere'nin yaşadığı maliyetli ve uzun süreli soruşturma, Türkiye'nin benzer iddialarla karşılaşmaması için askeri personeline yönelik hukuk eğitimini ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, bu tür soruşturmaların şeffaf yürütülmemesi, müttefikler arasında güven sorunlarına yol açabilir; Türkiye'nin NATO içindeki işbirliğini sürdürürken bu hassasiyeti göz önünde bulundurması faydalı olacaktır.