Londra merkezli BBC'nin yaptığı özel bir araştırmaya göre, 2012 yılında Suriye'de kaçırılan Amerikalı gazeteci Austin Tice'in alıkonulması, dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından bizzat onaylandı. Bir kaynağa dayandırılan haberde, kaçırma operasyonunun haftalar öncesinden planlandığı öne sürüldü. BBC, Esad rejiminin gazeteciyi hedef aldığını gösteren belgelere ve tanık ifadelerine ulaştığını duyurdu. Bu iddia, Suriye'deki iç savaş sırasında kaybolan yüzlerce kişinin akıbetine ışık tutabilecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Austin Tice, 2012 yılının Ağustos ayında Suriye'nin başkenti Şam yakınlarında serbest gazeteci olarak görev yaparken kaçırıldı. O dönemde Suriye, Esad yönetimine karşı ayaklanmaların ve iç savaşın şiddetlendiği bir dönemden geçiyordu. Tice, Amerikan vatandaşı olmasına rağmen Suriye makamları yıllarca onun akıbeti hakkında net bir açıklama yapmadı. BBC'nin ulaştığı bilgilere göre, Tice'in kaçırılması sıradan bir silahlı grup eylemi değil, rejimin üst düzey yetkililerinin bilgisi dahilinde gerçekleştirilen planlı bir operasyondu. Kaynak, Esad'ın bizzat onay verdiğini ve operasyonun haftalar önce planlandığını iddia ediyor. Bu iddia, rejimin muhalif gazetecileri ve yabancı basın mensuplarını sistematik olarak hedef aldığı yönündeki önceki raporlarla örtüşüyor.
Tice'in ailesi ve destekçileri yıllardır onun bulunması için kampanya yürütüyor. ABD yönetimi, Suriye ile ilişkilerin kopuk olduğu dönemde dahi Tice'in serbest bırakılması için çeşitli kanalları denediğini açıklamıştı. BBC'nin haberi, Esad rejiminin yabancı gazetecilere yönelik tutumunu ve savaş suçu potansiyeli taşıyan eylemlerini bir kez daha gündeme getirdi. Suriye iç savaşında 2011'den bu yana binlerce kişi kayboldu; bunların arasında gazeteciler, aktivistler ve muhalifler bulunuyor. Tice'in durumu, uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları tarafından sembol bir dava olarak takip ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BBC'nin araştırması, Suriye rejiminin gazetecilere yönelik ihlallerinin belgelenmesi açısından önem taşıyor. Esad rejimi, 2011-2021 yılları arasında birçok kez kimyasal silah kullanımı, işkence ve keyfi tutuklamalarla suçlandı. Tice davası, ABD'nin Suriye politikasında zaman zaman gündeme gelen bir insani boyut olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Esad rejimiyle doğrudan temas kurmaktan kaçınsa da, Tice'in serbest bırakılması için dolaylı görüşmeler yapıldığı basına yansımıştı. Bu haber, Suriye'de savaşın sona ermesinin ardından bile geçmişte işlenen suçların hesabının sorulması gerektiği yönündeki uluslararası çağrıları güçlendirebilir.
Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı ve İran'ın bölgedeki etkisi, Tice gibi davaların çözülmesini zorlaştıran faktörler arasında. BBC'nin haberine göre, rejim içindeki bazı unsurlar yabancı gazetecileri casuslukla suçlayarak alıkoyuyordu. Tice'in akıbeti, Suriye'de basın özgürlüğünün ne kadar gerilediğini gösteren çarpıcı bir örnek. Uluslararası toplum, Suriye'deki kayıpların aydınlatılması için bağımsız bir mekanizma kurulması çağrısını sık sık yineliyor. Ancak Esad rejiminin halen iktidarda olması ve müttefiklerinin koruması, bu tür girişimleri zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye krizi boyunca Esad rejiminin muhaliflere ve gazetecilere yönelik baskılarını eleştiren ülkelerin başında geldi. Tice davası doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Suriye'deki insan hakları ihlalleri ve kayıplar konusu Türkiye'nin sınır güvenliği ve mülteci politikasıyla yakından bağlantılı. Esad rejiminin gazetecilere yönelik sistematik uygulamaları, Türkiye'nin Suriye'deki savaş suçlarının hesabının sorulması yönündeki diplomatik çabalarını destekler nitelikte. Ayrıca, bölgede istikrar arayışında olan Türkiye için bu tür haberler, Esad ile normalleşme tartışmalarında dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Türkiye, Suriye'de kalıcı barış için adalet ve hesap verebilirlik mekanizmalarının şart olduğunu savunuyor.