Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusundaki Beni kentinde Pazar günü düzenlenen saldırıda, Uganda merkezli Müttefik Demokratik Güçleri (ADF) militanları en az 16 kişiyi öldürdü. Kongo hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre saldırı akşam saatlerinde gerçekleşirken, saldırganlar sivilleri hedef alarak kaçtı. Olayın detayları henüz tam olarak netleşmese de, bu saldırı ADF'nin son üç yıldır Beni'ye yaptığı ilk büyük çaplı müdahale olarak kayıtlara geçti. FRANCE 24 muhabiri Emmet Livingstone, bölgeden bildiriyor.
ADF'nin Beni'ye Dönüşü: Bölgesel Güvenlik Tehlikede
ADF, 1990'lı yıllardan bu yana Kongo'nun doğusunda faaliyet gösteren ve Uganda hükümetine karşı savaşan silahlı bir gruptur. Örgüt, 2019 yılından bu yana Kongo ordusu ve Birleşmiş Milletler barış gücü MONUSCO'nun yoğun operasyonları sonucu Beni'den büyük ölçüde çıkarılmıştı. Ancak son saldırı, ADF'nin hâlâ bölgede önemli bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Beni, Kuzey Kivu eyaletinin ticari merkezi konumunda ve daha önce de benzer saldırılara maruz kalmıştı. 2023 yılında Kongo ordusu ve Uganda güçleri, ADF'ye karşı ortak bir operasyon başlatmış olsa da, saldırılar devam ediyor. Saldırının hemen ardından bölgede güvenlik önlemleri artırılırken, Kongolu yetkililer saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
ADF'nin son yıllarda IŞİD ile bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Örgüt, özellikle doğal kaynaklar açısından zengin olan Kongo'nun doğusunda altın, kereste ve fildişi kaçakçılığından gelir sağlıyor. Bu kaynaklar, grubun faaliyetlerini finanse etmesine yardımcı oluyor. Beni saldırısı, ADF'nin hâlâ operasyonel kapasiteye sahip olduğunu ve sivilleri hedef almaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Kongo'nun Doğusunda İstikrar Arayışı: Uluslararası Toplumun Rolü
Kongo'nun doğusu, onlarca yıldır silahlı grupların faaliyet gösterdiği bir bölge. BM verilerine göre, 2023 yılında yaklaşık 2.000 sivil çatışmalarda hayatını kaybetti. ADF dışında, M23 isyancıları ve diğer yerel milisler de bölgede kontrol sağlamak için mücadele ediyor. Kongo hükümeti, bölgede güvenliği sağlamakta zorlanırken, MONUSCO'nun varlığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kongo Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi, BM barış gücünün 2024 yılı sonuna kadar ülkeden çekilmesini talep etmişti. Ancak son saldırı, BM gücünün çekilmesinin ardından bölgede güvenlik açığı oluşabileceği endişelerini artırıyor. Uganda ile Kongo arasında ADF'ye karşı ortak operasyonlar sürse de, sınır ötesi iş birliğinin yetersiz kaldığı belirtiliyor. Avrupa Birliği ve ABD, Kongo'ya güvenlik ve insani yardım sağlamaya devam ederken, bölgesel istikrar için daha kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu ve Sahra Altı Afrika'da artan nüfuzuyla Kongo'da da ekonomik ve diplomatik varlığını güçlendirmektedir. ADF'nin Beni'deki saldırısı, bölgedeki istikrarsızlığın derinleştiğini ve bunun Türkiye'nin ticari çıkarlarını (örneğin madencilik ve inşaat projeleri) tehdit edebileceğini göstermektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığı ve Libya'daki angajmanı göz önüne alındığında, Doğu Afrika'daki terör örgütlerinin (ADF, Eş-Şebab gibi) yayılması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, Türkiye'nin BM barış gücüne destek vermesi ve Kongo hükümetiyle ikili güvenlik iş birliğini artırması, küresel terörle mücadelede önemli bir adım olacaktır.