Avrupa Birliği'nin (AB) 2027'de devreye girmesi planlanan yeni menşe kuralları, Birleşik Krallık'taki otomobil üreticilerini hedef alıyor. Sektör temsilcileri, bu düzenlemelerin Brexit'in şimdiye kadarki en yıkıcı ekonomik sonucu olabileceği uyarısında bulunuyor. AB'nin kendi otomotiv endüstrisi, İngiliz üreticilerin bu kurallardan muaf tutulması için Brüksel'e çağrı yaparken, konuyla ilgili müzakereler hız kazandı.
Gelişmenin Arka Planı
AB'nin yeni menşe kuralları (Rules of Origin), bir ürünün "AB menşeli" sayılabilmesi için bölge dışından temin edilen parçaların oranını sıkı bir şekilde sınırlandırıyor. Özellikle elektrikli araç bataryaları ve motor bileşenlerinde yüksek oranda yerel tedarik zorunluluğu getiren düzenleme, İngiliz üreticileri zor durumda bırakıyor. Birleşik Krallık, Brexit sonrası AB'nin Gümrük Birliği'nden ayrılmış olsa da, Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) kapsamında gümrüksüz ticaret yapabiliyordu. Ancak yeni kurallar, İngiltere'yi "üçüncü ülke" statüsüne sokarak bu ayrıcalığı tehdit ediyor.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), konuya ilişkin yayımladığı raporda, "Bu düzenlemeler, İngiltere'de üretilen araçların AB pazarına erişimini neredeyse imkânsız hale getirebilir. Bu sadece İngiliz ekonomisi için değil, tedarik zincirinin bir parçası olan AB üreticileri için de felaket olur" ifadelerine yer verdi. Özellikle Japonya merkezli Nissan'ın Sunderland fabrikası ve BMW'nin Oxford'daki Mini tesisi gibi büyük yatırımlar, bu kurallardan doğrudan etkilenecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, küresel otomotiv endüstrisinde önemli bir kırılma noktası yaratıyor. AB, kendi yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda Çin menşeli bataryalara bağımlılığı azaltmaya çalışırken, İngiltere'yi de bu denklemin dışında tutma eğiliminde. Ancak uzmanlar, bu sert önlemlerin ticaret savaşlarını körükleyebileceği ve Avrupa'da üretim maliyetlerini artıracağı konusunda uyarıyor. Öte yandan, ABD ve Çin'in kendi otomotiv sektörlerine sağladığı devasa sübvansiyonlar, Avrupa'yı korumacı politikalara itiyor. İngiliz hükümeti, AB ile yeni bir gümrük anlaşması müzakeresi yapılması için bastırırken, Brüksel'deki yetkililer "tek pazarın bütünlüğünü koruma" gerekçesiyle geri adım atmaya yanaşmıyor.
Financial Times'ın haberine göre, İngiltere'nin AB Büyükelçisi Lindsay Appleby, konuyla ilgili yazışmalarda "bu kuralların iki taraf için de ekonomik kayıplara yol açacağını" belirterek, esneklik talebinde bulundu. Ancak Fransa ve Almanya başta olmak üzere bazı AB ülkeleri, İngiltere'ye ayrıcalık tanınmasının diğer ticaret ortaklarıyla ilişkilere zarar vereceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin otomotiv sektörü ve AB ile ilişkileri açısından iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, AB'nin menşe kurallarını sıkılaştırması, Türkiye'nin AB pazarına ihracatını da dolaylı olarak etkileyebilir. Zira Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması kapsamında olsa da, yeni düzenlemeler üçüncü ülkelerden tedarik edilen parçalar konusunda benzer kısıtlamalar getirebilir. İkincisi, İngiltere'nin AB pazarında yaşayacağı daralma, Türk otomotiv yan sanayisi için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak bu, Türkiye'nin kendi tedarik zincirini çeşitlendirme kabiliyetine bağlı. Özellikle TOGG gibi yerli üretim hamleleri ve batarya teknolojilerine yatırım, Türkiye'yi bu tür ticari dalgalanmalara karşı daha dirençli kılabilir.