Avustralya'da ev sahibi olmanın maliyeti, tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. KPMG'nin yayımladığı yeni bir analize göre, ülkedeki ortalama hanehalkı gelirinin mortgage ödemelerine ayrılan oranı, faizlerin yüzde 17 olduğu 1989 yılını geride bıraktı. Bu durum, özellikle genç kuşakların konut sahibi olma hayalini zorlaştırırken, uzmanlar krizin derinleştiği uyarısında bulunuyor. Analiz, eski nesillerin konut satın alma ve ödeme konusunda daha zor zamanlar geçirdiği yönündeki yaygın inancı da çürütüyor.
Artan fiyatlar ve düşük faizler yeterli olmadı
KPMG'nin raporuna göre, Avustralya'da ortalama bir hanehalkı, gelirinin yüzde 33'ünü mortgage ödemelerine ayırıyor. Bu oran, 1989'da yüzde 30,5 düzeyindeydi. O dönemde faiz oranları yüzde 17 gibi rekor seviyelerdeyken, bugün faizler yüzde 6 civarında seyrediyor. Ancak konut fiyatlarındaki astronomik artış, düşük faizlerin avantajını neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. 1989'da ortalama bir evin fiyatı 100.000 Avustralya doları civarındayken, bugün bu rakam 1 milyon doların üzerine çıkmış durumda. Gelir artışı ise konut fiyatlarındaki artışın çok gerisinde kaldı. KPMG'nin kıdemli ekonomisti, "Bugünkü nesiller, ebeveynlerinin ödediğinden çok daha yüksek bir bedel karşılığında çok daha az ev sahibi olabiliyor" yorumunu yaptı.
Raporda ayrıca, gençlerin ve düşük gelirli hanelerin durumunun özellikle vahim olduğu belirtiliyor. 25-34 yaş arasındaki bireylerin ev sahipliği oranı, 1989'daki yüzde 65'ten bugün yüzde 44'e geriledi. Bu düşüş, konut piyasasında nesiller arası bir adaletsizlik yarattığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Ekonomistler, mevcut durumda ev sahibi olmayanların birikim yaparak piyasaya girmesinin neredeyse imkansız hale geldiğini vurguluyor.
Küresel bir sorun mu?
Avustralya'daki bu tablo, gelişmiş ülkelerin birçoğunda benzer bir krizin yaşandığına işaret ediyor. Özellikle İngiltere, Kanada ve Yeni Zelanda'da da konut fiyatları gelirlerden çok daha hızlı artıyor. Uluslararası Para Fonu'nun verilerine göre, 2000-2023 yılları arasında OECD ülkelerinde reel konut fiyatları ortalama yüzde 50 artarken, hanehalkı gelirleri yalnızca yüzde 30 arttı. Merkez bankalarının faiz artırımları da krizi daha da derinleştiriyor. Avustralya Merkez Bankası'nın son iki yılda faizleri 13 kez artırarak yüzde 4,35'e çıkarması, mortgage sahiplerinin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırdı. Uzmanlar, konut piyasasındaki bu dengesizliğin uzun vadede sosyal ve ekonomik sonuçları olacağı konusunda uyarıyor. Hükümetlerin arzı artırmak, imar yasalarını esnetmek ve ilk ev sahiplerine destek vermek gibi adımları hızlandırması gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'daki mortgage krizi, küresel konut sorununun bir yansıması olarak Türkiye için de dersler barındırıyor. Türkiye'de de konut fiyatları son yıllarda gelir artışının çok üzerinde yükseldi. Yüksek enflasyon ve faiz oranları, mortgage kullanımını zorlaştırdı. Avustralya örneği, konut sorununun yalnızca gelişmekte olan ülkelere özgü olmadığını, gelişmiş ekonomilerde bile derin bir hal alabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin konut politikaları, arz yetersizliği ve artan maliyetler nedeniyle benzer bir baskı altında. Uzmanlar, sosyal konut projelerinin artırılması ve kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Merkez Bankası'nın faiz politikalarının enflasyonla mücadelede öncelikli olması, mortgage piyasasını daha da daraltabilir.