ABD Kongresi'nde iki partili bir vekil grubu, Başkan Donald Trump yönetiminin 386 milyon dolarlık Okyanus Gözlem Girişimi'ni (OOI) sonlandırma kararına karşı mücadele başlattı. Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski'nin öncülüğündeki girişime, Demokrat senatörler de destek veriyor. OOI'nin kapatılması halinde iklim değişikliği araştırmaları ve deniz ekosistemi izleme çalışmalarının ciddi darbe alacağı uyarısı yapılıyor. Murkowski, kesintiyi 'büyük aptallık' olarak nitelendirirken, bilim insanları programın dünya çapında kritik veri sağladığını vurguluyor.
OOI programı neden önemli?
Okyanus Gözlem Girişimi, Pasifik, Atlantik ve Güney Okyanusu'nda yer alan 83 adet sabit ve hareketli sensör platformu ile okyanus sıcaklığı, asitlenme, akıntılar ve deniz canlıları hakkında sürekli ve gerçek zamanlı veri topluyor. Bu veriler, iklim modellerinin iyileştirilmesinden kasırga tahminlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Özellikle El Niño ve La Niña gibi küresel hava olaylarının izlenmesinde hayati rol oynuyor. Trump yönetimi ise programın 'verimsiz' olduğu gerekçesiyle bütçesini tamamen kesmeyi planlıyor. Ancak bilim çevreleri, bu kararın ABD'nin okyanus biliminde lider konumuna ciddi zarar vereceğini savunuyor.
Programın iptali, aynı zamanda özel sektör ve üniversitelerle yapılan işbirliklerini de sonlandıracak. OOI kapsamında geliştirilen bazı teknolojiler, ticari balıkçılık ve deniz taşımacılığı gibi sektörlerde de kullanılıyor. Kesinti, bu alanlarda da kayba yol açabilir. Kongre üyeleri, alternatif bütçe düzenlemeleriyle programı kurtarmaya çalışırken, Enerji Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı da devreye girmiş durumda.
Küresel etkileri ve bilim dünyasında infial
OOI'nin kapatılması, sadece ABD için değil, küresel okyanus araştırmaları için de büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Program, uluslararası işbirlikleriyle elde edilen verileri dünya çapındaki araştırmacılarla paylaşıyor. Avrupa Uzay Ajansı ve Japonya Meteoroloji Ajansı gibi kurumlar da bu verilere güveniyor. ABD'li bilim insanları, kesintinin iklim değişikliğiyle mücadelede geri adım anlamına geleceğini belirtiyor. Okyanusların karbon yutakları olarak işlevi, asitlenme oranları ve deniz seviyesi yükselmesi gibi kritik göstergeler sekteye uğrayacak.
Buna ek olarak, OOI'nın sağladığı veriler, deniz altı depremleri ve tsunami erken uyarı sistemlerine de katkı sağlıyor. Programın sonlanması, bu alanlarda da savunmasızlık yaratabilir. Bilim dünyası, sosyal medyada #SaveTheOcean etiketiyle kampanya başlatırken, konuya ilişkin imza kampanyaları da hızla büyüyor. Kongre'deki müzakerelerin önümüzdeki haftalarda sonuçlanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi hedeflemiyor ancak küresel iklim araştırmalarının zayıflaması, Akdeniz havzasındaki iklim değişikliği izleme çabalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, okyanus verilerini kullanarak deniz suyu sıcaklığı ve asitlenme gibi parametreleri izliyor. OOI'nin devre dışı kalması, uluslararası veri paylaşımındaki boşluk nedeniyle Türkiye'nin iklim modelleme kapasitesini kısmen sınırlayabilir. Ayrıca, ABD'nin bilimsel programları kısması, Ankara-Washington bilimsel işbirliği fırsatlarını azaltabilir. Türkiye'nin alternatif iklim verisi kaynakları araması gerekebilir.