ABD Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi vekil Mike Lawler, eski Başkan Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında son dönemde medyaya yansıyan gerginliğin abartıldığını ve 'laftan ibaret' olduğunu belirtti. Lawler, iki liderin kamuoyundaki sert açıklamalarına rağmen stratejik ortaklığın temelinde bir değişiklik olmadığını vurguladı. Bu açıklama, Trump'ın Netanyahu'yu eleştiren sözlerinin ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Trump, geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir açıklamada Netanyahu'yu '7 Ekim saldırılarına hazırlıksız yakalanmakla' suçlamış ve 'İsrail'i yüzüstü bırakmakla itham etmişti. Netanyahu yönetimi ise bu sözlere sert tepki göstererek, Trump'ın başkanlığı döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmesi gibi adımlarla İsrail'in güvenliğine katkı sağladığını savundu. Ancak Lawler, iki lider arasındaki bu sözlü atışmanın altında yatan asıl nedenin, birbirlerinin siyasi çıkarlarına yönelik taktiksel hamleler olduğunu ifade etti.
Lawler, 'Trump ve Netanyahu arasındaki kişisel diyalogda bir soğukluk olsa da, bu durum ABD-İsrail ilişkilerinin stratejik boyutunu etkilemez. İkili, bölgesel meselelerde aynı hedefe odaklanmış durumda' dedi. Özellikle İran nükleer programı, Filistin meselesi ve Çin'in etkisi gibi konularda iki ülkenin pozisyonlarının örtüştüğüne dikkat çekildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump ve Netanyahu arasındaki sürtüşme, ABD'de başkanlık seçimlerine kısa bir süre kala daha da anlam kazanıyor. Trump'ın yeniden aday olması halinde, Netanyahu ile ilişkileri hem İsrail iç siyasetinde hem de Amerikan Yahudi lobisinde önemli bir tartışma konusu haline gelebilir. Öte yandan, Biden yönetimi ile Netanyahu hükümeti arasında İran ve Filistin konularında görüş ayrılıkları bulunuyor. Lawler'ın açıklamaları, ABD'deki bazı çevrelerin iki lider arasındaki gerilimi yumuşatma çabası olarak yorumlandı.
Analistler, Trump'ın İsrail politikasının geleneksel Cumhuriyetçi çizgiden ayrıldığını ve daha popülist bir söylem benimsediğini belirtiyor. Netanyahu ise siyasi kariyerini sürdürebilmek için ABD desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, iki lider arasındaki sözlü gerilimin uzun vadede ilişkilere kalıcı zarar vermesi beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ve İsrail arasındaki ilişkilerin seyrini yakından takip etmektedir. Trump-Netanyahu gerginliğinin abartılmaması, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde dengeli bir yaklaşım sergilemesini kolaylaştırabilir. Zira iki lider arasındaki uyumun sürmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve İran'a yönelik yaptırımlar gibi konularda Türkiye'nin manevra alanını daraltabilir. Ancak gerginlik halinde, Türkiye'nin İsrail ve ABD ile kriz yönetiminde daha esnek davranması mümkün olabilir. Bölgesel gelişmeler, Türkiye'nin çok yönlü dış politika stratejisi açısından fırsat ve riskler barındırmaktadır.