ABD'nin önde gelen petrol şirketleri, Avrupa Birliği'nin (AB) iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uygulamaya koyduğu düzenlemelere karşı Başkan Donald Trump yönetiminden yardım talep ediyor. Enerji sektörü temsilcileri, AB'nin karbon sınırda düzenleme mekanizması ve diğer yeşil mutabakat hedeflerinin Amerikan şirketlerini haksız rekabete maruz bıraktığını savunuyor. Söz konusu talep, Trump'ın yeniden başkan seçilmesinin ardından iklim politikalarında yaşanan gerilimi daha da tırmandırdı. Beyaz Saray'ın enerji danışmanları, Avrupa'daki bu düzenlemelerin ABD ekonomisine zarar verdiğini ve misilleme gerektirdiğini dile getiriyor.
Arka plan: Yeşil mutabakatın hedefindeki ABD şirketleri
Avrupa Birliği, 2023 yılında yürürlüğe giren Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması (CBAM) ile ithal edilen malların karbon ayak izine göre vergilendirilmesini öngörüyor. Bu düzenleme, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ABD'li şirketleri doğrudan etkiliyor. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) ve bazı büyük enerji firmaları, CBAM'ın ABD ihracatını yılda milyarlarca dolar etkileyebileceğini hesaplıyor. Bu nedenle şirketler, Trump yönetiminden AB'ye karşı ticari yaptırımlar veya DTÖ nezdinde dava açılması gibi adımlar atmasını istiyor. Trump'ın iklim değişikliğini 'aldatmaca' olarak nitelendiren geçmiş söylemleri, bu talebin siyasi zeminde kabul göreceğine işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu ise CBAM'ın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygun olduğunu savunuyor. Yetkililer, düzenlemenin amacının küresel ısınmayla mücadele olduğunu ve tüm ticari ortaklara eşit uygulandığını vurguluyor. Ancak ABD'li şirketler, Avrupa'nın kendi enerji şirketlerine sağladığı sübvansiyonların da bu denklemi bozduğunu iddia ediyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kriziyle boğuşan Avrupa, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırırken, ABD'li şirketler bu süreçte pazar kaybı yaşamaktan endişe ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret savaşı mı, iklim krizi mi?
ABD-AB arasındaki bu gerilim, iklim politikalarının küresel ticaret sistemini nasıl şekillendirebileceğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Trump yönetimi, 'Amerika Birinci' politikası kapsamında iklim düzenlemelerini geri çekmeyi planlarken, AB karbon nötr hedefine sadık kalmaya çalışıyor. Bu iki yaklaşım arasındaki uçurum, transatlantik ilişkilerde yeni bir kırılma noktası yaratabilir. Avrupalı diplomatlar, ABD'nin taleplerini 'ekonomik şantaj' olarak nitelendirirken, Washington ise 'ticarette adalet' vurgusu yapıyor.
Bu mücadele aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler için de kritik. Çin ve Hindistan gibi büyük karbon emisyonu kaynakları, ABD'nin AB'ye karşı zafer kazanması halinde kendi iklim yükümlülüklerini gözden geçirebilir. Öte yandan, Avrupa'nın ısrarcı tutumu, küresel iklim hedeflerine ulaşma çabalarını zayıflatabilir. Analistler, bu durumun iklim değişikliğiyle mücadelede 'iki hızlı' bir dünya yaratabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması ve yeşil mutabakata uyum süreci nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. AB'nin karbon sınırda düzenleme mekanizması, Türk ihracatçıları için ek maliyet anlamına geliyor. Eğer ABD-AB arasındaki bu ticari gerilim tırmanırsa, Türkiye'nin iki taraf arasında denge kurması gerekebilir. Ayrıca, ABD'nin iklim politikalarında geri adım atması, Türkiye'nin enerji dönüşümü hedeflerini de olumsuz etkileyebilir. Zira Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımlarında ABD teknolojisine bağımlı ve iklim finansmanına ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, gelişmelerin yakından takip edilmesi ve ulusal çıkarları koruyacak diplomatik adımların atılması önem taşıyor.