Batı Şeria’nın Deir Dibwan kasabasında yaşayan ABD vatandaşı Ahmed el-Hac, bir İsrail askeri operasyonu sırasında evini yakmakla tehdit edildiğini söyledi. El-Hac, olayı şu sözlerle aktardı: “Askerler evime girdi, beni ve ailemi dışarı çıkardı. İçeride bir şey aradılar, bulamayınca subayları ‘Yak şunu’ dedi. Ben de ‘Yakacaktım ama durdurdular’ diye bağırdım.” Saldırı, kasabanın yüzde 70’inin ABD vatandaşı olduğu Deir Dibwan’da gerçekleşti. İsrail ordusu, operasyonun “terörle mücadele” amaçlı olduğunu savundu.
Deir Dibwan: ABD Vatandaşlarının Yoğun Olduğu Bir Filistin Kasabası
Ramallah’ın yaklaşık 10 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Deir Dibwan, yaklaşık 5 bin nüfuslu küçük bir Filistin kasabası. Ancak bu kasabayı diğerlerinden ayıran özellik, sakinlerinin büyük çoğunluğunun ABD vatandaşı olması. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla bölgeden ayrılan Filistinlilerin torunları, ABD’de doğup büyüdükten sonra buraya yerleşmiş. Kasaba halkı, ABD pasaportu taşımalarına rağmen Batı Şeria’daki yaşamın zorluklarıyla karşı karşıya. İsrail’in uyguladığı seyahat kısıtlamaları, kontrol noktaları ve askeri operasyonlar, günlük hayatı felç ediyor.
Ahmed el-Hac’ın başına gelenler, sadece bir örnek. Geçen hafta İsrail güçleri, kasabada bir Filistinliyi gözaltına almak için operasyon düzenlemiş, bu sırada evleri basmış, eşyaları kırmış ve bir aracı ateşe vermişti. El-Hac, “Burası ABD vatandaşı olmanın bir koruma sağlamadığı bir yer. Sanki hiçbir şey değiliz” dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Olay, ABD medyasında geniş yankı uyandırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuyu “yakından takip ettiklerini” açıkladı ancak somut bir adım atmadı. İnsan hakları örgütleri, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini ve askeri operasyonlarını kınarken, bu tür olayların savaş suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. İsrail ordusu ise operasyonların “güvenlik gerekçesiyle” yapıldığını ve hukuka uygun olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, Deir Dibwan gibi ABD vatandaşlarının yoğun olduğu bölgelerde yaşanan saldırıların, ABD’nin İsrail’e yönelik politikasını etkileyebileceğini düşünüyor. Ancak şu ana kadar Washington’dan somut bir yaptırım gelmedi. Olay, aynı zamanda Filistinlilerin uluslararası koruma arayışını da yeniden gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin Filistin meselesine verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası platformlarda İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalini ve şiddetini kınamaktadır. Deir Dibwan’da ABD vatandaşlarının hedef alınması, Ankara’nın “uluslararası hukukun üstünlüğü” vurgusunu güçlendirmektedir. Türkiye, bu tür olayların ABD kamuoyunda yarattığı etkiyi değerlendirerek, Filistin davasının haklılığını savunmaya devam edecektir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye’nin Orta Doğu’daki güvenlik çıkarlarını da doğrudan etkilemektedir.