ABD'de perakende harcamaları, Mart ayında beklenmedik bir şekilde düşüş gösterdi. Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre, perakende satışlar bir önceki aya kıyasla yüzde 1,0 oranında azaldı. Piyasa beklentileri yüzde 0,4'lük bir düşüş yönündeydi. Bu gerileme, Mart ayında Silicon Valley Bank ve Signature Bank'ın iflasıyla başlayan bankacılık krizinin ardından tüketici güveninde yaşanan erozyonun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Enflasyon ve artan faiz oranları da hane halkı bütçelerini sıkıştırarak harcamaları baskılıyor.
Bankacılık krizi tüketimi vurdu
Mart ayındaki bankacılık çalkantıları, özellikle küçük ve orta ölçekli bankalara olan güveni sarsmıştı. Fed'in faiz artırımlarının etkisiyle bilançolarında zorluk yaşayan bankalar, kredi koşullarını sıkılaştırarak tüketici ve işletme kredilerine erişimi kısıtlıyor. Bu durum, dayanıklı tüketim malları ve otomobil satışlarında belirgin bir düşüşe yol açtı. Perakende satışların alt kalemlerine bakıldığında, benzin istasyonu satışları düşen enerji fiyatları nedeniyle yüzde 5,5 gerilerken, inşaat malzemeleri satışları da yüzde 2,1 azaldı. Çevrimiçi satışlar ise yüzde 1,9 oranında düşüş kaydetti.
Analistler, tüketici harcamalarındaki bu yavaşlamanın ABD ekonomisinin resesyona girme riskini artırdığını belirtiyor. GSYH'nin yaklaşık üçte ikisini oluşturan tüketici harcamaları, ekonominin ana itici gücü konumunda. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2,6 büyüyen ekonomi, 2023'ün ilk çeyreğinde yavaşlama sinyalleri veriyor. Atlanta Fed'in GDPNow modeli, ilk çeyrek büyüme tahminini yüzde 2,2'den yüzde 1,1'e çekti.
Küresel piyasalara yansımaları
ABD'deki bu ekonomik yavaşlama, dünyanın en büyük ekonomisindeki talep daralması nedeniyle küresel büyümeyi de tehdit ediyor. Avrupa ve Asya borsaları, zayıf ABD verileri sonrası düşüşle açıldı. Özellikle ihracata dayalı ekonomiler, ABD talebindeki azalmadan doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatları, talep endişeleriyle birlikte geriledi. Brent petrol varil başına 85 doların altına inerek son iki ayın en düşük seviyesini gördü. Uzmanlar, Fed'in Mayıs ayı toplantısında faizleri 25 baz puan artırmasının ardından, yılın ikinci yarısında faiz indirimine gidebileceğini öngörüyor.
Öte yandan, ABD'de işgücü piyasası hala güçlü seyrediyor. Mart ayında işsizlik oranı yüzde 3,5'e gerilerken, tarım dışı istihdam 236 bin kişi arttı. Ancak perakende harcamalarındaki düşüş, işgücü piyasasındaki sıkılığın tüketime yansımadığını gösteriyor. Tüketiciler, artan belirsizlik ortamında tasarrufa yönelirken, kredi kartı borçları da rekor seviyelere ulaştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat hedefleri açısından olumsuz bir sinyal. Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan ABD'ye yapılan ihracat, geçen yıl 15 milyar doları aşmıştı. Talepteki daralma, özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya sektörlerini etkileyebilir. Ayrıca, küresel belirsizlikler nedeniyle sermaye akımlarının yavaşlaması, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde finansal istikrarı zorlaştırabilir. Fed'in faiz indirimine gitmesi durumunda ise gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişi artabilir, bu da Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak kısa vadede, resesyon endişeleri ve bankacılık krizinin yansımaları Türkiye'nin dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir.