ABD'de 5 Mart 2024 Süper Salı önseçimleri kapsamında 15 eyalette sandıklar kuruluyor. Bu önseçimler arasında en dikkat çekici eyalet, nüfusu ve kendine özgü seçim sistemiyle Kaliforniya olacak. Eyalet, ülkenin en kalabalık nüfusuna sahip olmasının yanı sıra, uyguladığı “ilk iki” (top-two) önseçim sistemiyle partiler üstü bir rekabet ortamı yaratıyor. Bu sistemde, hangi partiden olursa olsun en çok oy alan iki aday, genel seçimde yarışmaya hak kazanıyor. Bu durum, özellikle dar bölgelerde partiler arası koalisyonları ve stratejik oy verme davranışlarını tetikliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kaliforniya’da 2010 yılında kabul edilen ve 2012’den itibaren uygulanan “ilk iki” sistemi, eyaletin siyasi dinamiklerini kökten değiştirdi. Normalde partiler kendi adaylarını belirlerken, bu sistem partilerin aday gösterme sürecini etkisiz kılıyor. Seçmenler, parti aidiyeti ne olursa olsun tüm adaylar arasından seçim yapabiliyor. Bu yılki önseçimlerde ise Kaliforniya’nın 52 kongre bölgesinin 10-15’inde çekişmeli yarışlar bekleniyor. Özellikle merkezi Kaliforniya’daki tarım bölgeleri ve Orange County çevresindeki rekabet, Kongre’nin kontrolü açısından kritik. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, bu koltuklar için milyonlarca dolar harcarken, bağımsız adaylar da şansını zorluyor.
Süper Salı, aynı zamanda Alabama, Arkansas, Colorado, Maine, Minnesota, Oklahoma, Tennessee, Texas, Utah, Vermont ve Virginia gibi eyaletlerde de önseçimlere sahne oluyor. Ancak Kaliforniya’nın büyüklüğü ve sistem farkı, ulusal medyanın dikkatini bu eyalete yoğunlaştırıyor. Eyaletteki önseçim sonuçları, her iki partinin de Kasım ayındaki genel seçim stratejilerini doğrudan etkileyecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kaliforniya’nın bu seçim sistemi, yalnızca eyalet içi değil, ülke genelinde de yankı uyandırıyor. Washington eyaleti ve Louisiana gibi birkaç eyalet daha benzer sistemler kullanıyor, ancak Kaliforniya’nın etkisi tartışılmaz. Sistemin savunucuları, ılımlı adayların önünü açtığını ve kutuplaşmayı azalttığını öne sürerken, eleştirenler ise partilerin aday belirleme sürecini zayıflattığını savunuyor. Küresel ölçekte ise ABD’nin en büyük eyaletindeki bu seçim yeniliği, diğer demokrasilere örnek teşkil edebilir. Özellikle çoğulcu toplumlarda farklı seslerin temsilini artırma potansiyeli taşıyor. Ancak şu ana kadar sistemin kutuplaşmayı azalttığına dair kesin kanıt bulunmuyor; aksine bazı bölgelerde aynı partiden iki adayın yarışması, iç çekişmeleri artırabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu seçim sistemi reformu, Türkiye’nin seçim sistemine doğrudan bir model oluşturmasa da, siyasi kutuplaşmayı azaltmaya yönelik arayışlar açısından dikkat çekiyor. Türkiye’de de zaman zaman seçim barajı ve ittifak sistemleri tartışılırken, Kaliforniya örneğinin temsil adaleti ve ılımlılaştırma etkisi merak konusu. Ancak bu sistemin Türkiye’ye uyarlanması, mevcut siyasi yapı ve parti disiplini nedeniyle oldukça zor görünüyor. Yine de, küresel demokrasi pratiklerindeki bu tür yenilikler, Türk siyaset bilimciler ve karar alıcılar için ilham kaynağı olabilir. Özellikle azınlık temsili ve ittifak mekanizmaları üzerine düşünülürken, Kaliforniya deneyimi dikkatle incelenmelidir.