ABD ve Avrupa'da yaz saati uygulamasının kalıcı hale getirilmesi tartışmaları sürerken, bilim insanları bu değişikliğin insan sağlığı üzerinde öngörülenden çok daha ciddi etkileri olabileceği konusunda uyarıyor. Uzmanlara göre, biyolojik saatimizin doğal gün ışığı döngüsüyle uyumsuz hale gelmesi, kanser vakalarında artıştan aşıların etkinliğinin azalmasına kadar pek çok olumsuz sonuca yol açabilir. Özellikle sabah saatlerinde karanlıkta kalmanın, melatonin üretimini baskılayarak bağışıklık sistemini zayıflattığı belirtiliyor. ABD Kongresi'nde geçtiğimiz yıl kabul edilen Güneş Işığı Koruma Yasası, 2023'ten itibaren yaz saatinin kalıcı olmasını öngörüyordu, ancak yasa uygulamaya geçmedi. Avrupa Birliği de 2018'de yaz/kış saati değişikliğini kaldırmayı planlamış, ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle karar ertelenmişti.
Biyolojik saat ve sağlık üzerindeki etkiler
İnsan vücudu, sirkadiyen ritim olarak bilinen yaklaşık 24 saatlik bir biyolojik döngüye göre çalışır. Bu döngü, gün ışığı ve karanlık döngüsüne göre ayarlanır. Yaz saati uygulaması, saatleri bir saat ileri alarak akşamları daha uzun süre gün ışığından yararlanmayı amaçlarken, sabahları bir saat daha karanlıkta kalmamıza neden olur. Uzmanlar, bu durumun özellikle kış aylarında insanların güneş ışığına maruz kalma süresini azalttığını ve melatonin hormonu üretimini bozduğunu söylüyor. Melatonin, uyku-uyanıklık döngüsünü düzenlemenin yanı sıra bağışıklık sistemi ve kanser hücrelerinin baskılanmasında da kritik rol oynuyor. Kaliforniya Üniversitesi'nden yapılan bir araştırma, yaz saatinin kalıcı hale gelmesi durumunda ABD'de her yıl binlerce ek kanser vakası görülebileceğini öne sürüyor. Ayrıca, sabah karanlığında uyanmak zorunda kalan kişilerde depresyon, obezite ve kalp-damar hastalıkları riskinin arttığı da biliniyor.
Aşı etkinliği konusunda da endişeler var. Bağışıklık sistemi, biyolojik saatle yakından ilişkilidir. Uyku düzenindeki bozulmalar, vücudun aşılara verdiği yanıtı zayıflatabilir. Örneğin, COVID-19 aşılarının etkinliği üzerine yapılan bazı çalışmalar, uyku yoksunluğunun antikor üretimini azalttığını göstermiştir. Kalıcı yaz saati, kronik uyku eksikliğine yol açarak aşı kampanyalarının başarısını olumsuz etkileyebilir.
Küresel boyut ve tartışmalar
Yaz saati uygulaması, dünya genelinde yaklaşık 70 ülkede uygulanıyor. Ancak son yıllarda bu uygulamanın sağlık ve ekonomi üzerindeki etkileri tartışma konusu oldu. ABD'de eyaletlerin çoğu kalıcı yaz saatini desteklerken, bazı bilim insanları kalıcı standart saatin (kış saati) daha sağlıklı olduğunu savunuyor. Avrupa'da ise Avrupa Komisyonu 2018'de saat değişikliğini kaldırma kararı aldı, ancak üye ülkeler hangi saat dilimini kalıcı olarak kullanacakları konusunda anlaşamadı. Özellikle İspanya, Portekiz ve Polonya gibi ülkeler kalıcı yaz saatini tercih ederken, Almanya ve Fransa kalıcı kış saatini destekliyor. Türkiye, 2016 yılından bu yana yaz saati uygulamasını tüm yıl boyunca sürdürüyor ve bu konuda herhangi bir değişiklik planlamıyor.
Ekonomik boyuta bakıldığında, enerji tasarrufu argümanı tartışmalı hale geldi. Modern aydınlatma ve ısıtma sistemleriyle saat değişikliğinin enerji tüketiminde kayda değer bir azalma sağlamadığı görülüyor. Aksine, uyku düzenindeki bozulmalar iş kazaları, trafik kazaları ve verimlilik kayıplarına yol açarak ekonomiye maliyet yaratıyor. Amerikan Uyku Akademisi, kalıcı standart saatin (kış saati) hem sağlık hem de güvenlik açısından daha avantajlı olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2016'dan beri yaz saati uygulamasını kalıcı olarak kullanıyor. Bu karar, enerji tasarrufu ve gün ışığından daha fazla yararlanma amacı taşısa da, yukarıda bahsedilen sağlık riskleri Türkiye için de geçerlidir. Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle özellikle kış aylarında sabah saatlerinde havanın geç aydınlanması, çalışanlar ve öğrenciler için olumsuz koşullar yaratabilir. Türk bilim insanlarının da katıldığı uluslararası araştırmalar, bu uygulamanın halk sağlığı üzerindeki etkilerini incelemeli ve hükümete veriye dayalı öneriler sunmalıdır. Ayrıca, saat uygulaması konusunda Avrupa Birliği ile uyum, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde bir başlık olabilir. Ancak şu an için Türkiye'nin mevcut uygulamada bir değişiklik yapma niyeti bulunmamaktadır.