ABD Kongresi'ne sunulan yeni bir yasa tasarısı, radyasyona maruz kalan yüzlerce gaziye kişi başı 150 bin dolara kadar tazminat ödenmesinin yolunu açıyor. "Radyasyona Maruz Kalma Tazminatını Yeniden Yetkilendirme Yasası" (Radiation Exposure Reauthorization Act) olarak adlandırılan düzenleme, özellikle Soğuk Savaş döneminde nükleer silah testleri ve uranyum madenciliği nedeniyle sağlık sorunları yaşayan gazileri ve sivilleri kapsıyor. Tasarı, mevcut tazminat programının süresini uzatırken, daha önce program dışında bırakılmış bazı bölgelerdeki mağdurları da kapsama almayı hedefliyor.
Yasanın Kapsamı ve Tarihçesi
1990 yılında yürürlüğe giren Radyasyona Maruz Kalma Tazminat Yasası (RECA), ABD'nin nükleer silah testleri ve uranyum madenciliği faaliyetleri nedeniyle radyasyona maruz kalan kişilere tazminat ödenmesini sağlıyordu. Ancak yasa, belirli coğrafi bölgeler ve zaman dilimleriyle sınırlıydı. Örneğin, Nevada'daki nükleer test sahasında çalışan işçiler ve bu testlerin yapıldığı dönemde Utah, Arizona gibi eyaletlerde yaşayanlar tazminat alabiliyorken, New Mexico, Colorado, Idaho gibi diğer eyaletlerdeki mağdurlar kapsam dışı kalıyordu.
Yeni tasarı, bu kapsamı genişleterek Missouri, New Mexico, Colorado, Idaho, Montana, Güney Dakota ve Wyoming gibi eyaletlerde radyasyona maruz kalan kişileri de dahil etmeyi amaçlıyor. Ayrıca, Guam ve Marshall Adaları gibi ABD'nin nükleer test yaptığı Pasifik adalarında yaşayanlar da tazminat hakkı kazanacak. Tasarı, tazminat miktarını da güncelleyerek bazı kategorilerde 150 bin dolara kadar çıkarılmasını öngörüyor. Bu değişiklikle birlikte, daha önce başvurusu reddedilen binlerce kişinin yeniden başvuru yapması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu yasa tasarısı, sadece ABD içinde değil, aynı zamanda ABD'nin nükleer testler yaptığı diğer bölgelerde de yankı uyandırdı. Marshall Adaları, 1946-1958 yılları arasında ABD'nin 67 nükleer testine maruz kalmış ve bu testlerin yol açtığı radyasyon kirliliği, adalılarda ciddi sağlık sorunlarına ve çevresel tahribata neden olmuştu. Tasarı, Marshall Adaları'nı da kapsayarak ABD'nin tarihsel sorumluluğunu kabul etmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte, bu tür tazminat düzenlemeleri, nükleer silah testlerinin uzun vadeli insani ve çevresel maliyetlerine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milyetler ve uluslararası insan hakları örgütleri, nükleer test mağdurlarının adalet taleplerini desteklerken, ABD'nin bu adımı diğer nükleer silah sahibi ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Özellikle Fransa'nın Cezayir'de, İngiltere'nin Avustralya'da, Rusya'nın Kazakistan'da yaptığı testlerin mağdurları da benzer talepler dile getiriyor. Bu yasa, uluslararası hukukta nükleer test mağdurlarının tazminat hakkının tanınması yönünde önemli bir örnek oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğrudan nükleer test mağduru olmamakla birlikte, bu gelişme nükleer enerji politikaları ve uluslararası adalet mekanizmaları açısından dolaylı etkiler taşımaktadır. Türkiye'nin Akkuyu Nükleer Santrali gibi nükleer enerji yatırımları, nükleer güvenlik ve olası kazalara karşı tazminat mekanizmalarının önemini artırmaktadır. ABD'nin bu yasası, nükleer faaliyetlerden kaynaklanan zararların devlet sorumluluğu çerçevesinde tazmin edilmesi gerektiğine dair uluslararası bir normun güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) çerçevesinde, nükleer silahsızlanma ve tarihsel adalet talepleri, bu tür düzenlemelerle daha görünür hale gelmektedir.