ABD'de idam cezalarının infazında son yıllarda belirgin bir artış yaşanıyor. Death Penalty Information Center (Ölüm Cezası Bilgi Merkezi) tarafından derlenen verilere göre, 2023 yılında gerçekleştirilen infaz sayısı bir önceki yıla kıyasla önemli ölçüde arttı. Bu artış, ülke genelinde ölüm cezasına yönelik kamuoyu desteğinin tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrettiği bir dönemde gerçekleşiyor. Uzmanlar, infaz sayılarındaki yükselişin arkasında bir dizi yapısal ve siyasi faktörün bulunduğunu belirtiyor. Özellikle bazı eyaletlerin pandemi sonrası biriken davaları hızla sonuçlandırma çabası içinde olduğu ve federal düzeyde idam cezasının uygulanmasına ilişkin tartışmaların yeniden alevlendiği gözlemleniyor.
İdam Cezalarındaki Artışın Arka Planı
ABD'de idam cezası, federal sistem ve eyaletler bazında farklılık gösteriyor. Son verilere göre, 2023'te toplam 24 infaz gerçekleştirildi; bu sayı 2022'de 18, 2021'de ise 11 idi. 2024 yılının ilk aylarında da benzer bir eğilim gözleniyor. İnfazların büyük çoğunluğu, ölüm cezasını halen aktif olarak uygulayan güney eyaletlerinde (Teksas, Oklahoma, Alabama, Florida gibi) gerçekleşiyor. Bu eyaletler, idam cezasını destekleyen siyasi irade ve yargı sistemiyle öne çıkıyor. Öte yandan, birçok eyalet ölüm cezasını kaldırmış veya moratoryum ilan etmiş durumda. Ancak federal düzeyde, Adalet Bakanlığı'nın idam cezası politikasındaki dalgalanmalar dikkat çekiyor. Trump yönetimi sırasında federal infazlar yeniden başlatılmış, Biden yönetimi ise moratoryum ilan etmişti. 2024 seçimleri sonrası olası bir politika değişikliği, infaz sayılarını daha da etkileyebilir.
Death Penalty Information Center'ın raporlarına göre, idam cezasına çarptırılan kişi sayısı da son yıllarda azalma eğiliminde. 2023'te 21 yeni ölüm cezası verildi; bu, 1990'lardaki yıllık 300'ün üzerindeki rakamlara kıyasla çok düşük bir seviye. Kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların yüzde 60'ından fazlasının ölüm cezası yerine alternatif cezaları tercih ettiğini gösteriyor. Buna rağmen infazların artması, yargı kararları ve eyalet yönetimlerinin politikalarıyla açıklanıyor. Özellikle pandemi döneminde ertelenen infazların icrası, 2023 ve 2024'teki artışın nedenleri arasında. Ayrıca, bazı eyaletlerde yeni infaz yöntemlerinin (azot gazı gibi) tartışılması ve yasal zorlukların aşılması da infaz sayılarını etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD, gelişmiş Batı ülkeleri arasında idam cezasını hâlâ uygulayan tek ülke konumunda. Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, ABD'yi ölüm cezasını kaldırmaya defalarca çağırdı. Uluslararası Af Örgütü'nün raporlarına göre, 2022'de dünya genelinde 883 infaz gerçekleşti; bunun büyük kısmı Çin, İran, Suudi Arabistan ve Mısır'da. ABD, bu listede ilk beşte yer almıyor ancak yine de dikkat çekiyor. İdam cezasının ABD'deki varlığı, ülkenin insan hakları sicili açısından sık sık eleştiriliyor. Özellikle ırksal adaletsizlik ve yanlış mahkûmiyet vakaları, infazların artışıyla birlikte daha fazla gündeme geliyor. Son yıllarda birçok mahkûm, DNA testleri sayesinde aklandı ve bu durum ölüm cezasının geri dönüşü olmayan doğasına ilişkin endişeleri artırıyor. Küresel trend ise idam cezasının kaldırılması yönünde; 2023'te Zambiya ve Malezya gibi ülkeler ölüm cezasını kaldırdı veya moratoryum ilan etti. ABD'nin bu trende aykırı hareket etmesi, uluslararası arenada eleştirilere yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2004 yılında idam cezasını tüm suçlar için kaldırarak Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde önemli bir adım atmıştı. ABD'deki infaz artışı, Türkiye'nin insan hakları ve ceza adaleti politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ölçekte ölüm cezasının geleceği tartışmalarını etkiliyor. Türkiye'nin idam cezasını kaldırma kararı, AB üyeliği perspektifiyle alınmıştı; bugün ABD'de yaşanan gelişmeler, idam cezasının modern demokrasilerde nadir bir uygulama olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ABD'deki infazların artışı, uluslararası insan hakları normlarına aykırılık iddialarını güçlendirerek NATO içinde de zaman zaman gerginliğe yol açabilir. Türkiye, idam cezasını kaldırmış bir ülke olarak, bu konuda uluslararası platformlarda ABD'ye karşı eleştirel bir pozisyon alabilir. Ancak iç siyasette idam cezasının yeniden getirilmesi tartışmaları ara sıra gündeme geliyor; ABD'deki artış, bu tartışmaları alevlendirebilir. Sonuç olarak, ABD'deki idam infazlarındaki artış, küresel idam cezası karşıtlığı hareketini olumsuz etkileyebilir ve Türkiye gibi ülkelerin bu konudaki tutumunu yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.