ABD Yüksek Mahkemesi, 6'ya 3 oyla verdiği kritik bir kararla, Başkan Donald Trump yönetiminin binlerce Haitili ve Suriyeli göçmen için geçici yasal korumaları sona erdirme yetkisini onayladı. Karar, federal yargıçların, göçmenlik politikalarına itiraz edenlerin birçok iddiasını değerlendirme yetkisini sınırlandırırken, Trump'ın göçmenlik konusundaki sert yaptırımlarına önemli bir zafer kazandırdı. Mahkeme, bu tür korumaların sonlandırılmasının yargısal denetime tabi olmadığına hükmetti.
Kararın Arka Planı ve Gerekçesi
Geçici Koruma Statüsü (Temporary Protected Status - TPS), ABD'ye savaş, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle geçici olarak sığınan yabancı uyruklulara verilen bir statüdür. Trump yönetimi, 2017 ve 2018 yıllarında Haiti, Suriye, El Salvador, Sudan, Nepal ve Honduras gibi ülkelerden gelen yaklaşık 400 bin kişi için TPS statüsünü sona erdirme kararı almıştı. Bu kararlar, federal mahkemelerde dava konusu olmuş ve yargıçlar, Trump yönetiminin kararlarını ırkçı saiklerle aldığı gerekçesiyle bloke etmişti.
Yüksek Mahkeme ise, yargıçların bu tür kararları denetleme yetkisinin sınırlı olduğuna karar verdi. Çoğunluk görüşünü yazan Yargıç Samuel Alito, "Göçmenlik politikaları, başkanın geniş takdir yetkisi alanına girer" dedi. Karşı oy kullanan liberaller ise, kararın başkanlık gücüne neredeyse sınırsız bir yetki tanıdığı ve insani krizlere yol açabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyutlar
Karar, yalnızca ABD'deki Haitili ve Suriyeli göçmenleri değil, aynı zamanda diğer TPS sahibi ülkelerden gelenleri de etkileyecek. Haiti, 2010 depreminin ardından TPS kapsamına alınmışken, Suriye ise 2011'de başlayan iç savaş nedeniyle bu statüden yararlanıyordu. Trump yönetimi, bu ülkelerdeki koşulların düzeldiğini iddia ederek korumaları kaldırmıştı. Ancak Birleşmiş Milletler, Haiti'nin hâlâ aşırı yoksulluk ve şiddetle boğuştuğunu, Suriye'de ise savaşın devam ettiğini belirtiyor.
Karar, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Göçmen hakları örgütleri, kararın insanlık dışı olduğunu savunurken, İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD'nin bu kararla mülteci koruma yükümlülüklerini ihlal ettiğini öne sürdü. Avrupa Birliği ise, benzer statüler konusunda daha esnek bir yaklaşım benimsiyor. Karar, aynı zamanda ABD'deki göçmenlik tartışmalarını yeniden alevlendirebilir ve 2020 seçimlerinde önemli bir başlık haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, halihazırda 3,6 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, ABD'nin Suriyelilere yönelik korumaları kaldırması, Suriye'deki insani krizin devam ettiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki bu sertlik, Türkiye'nin de içinde olduğu Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki dengeleri etkileyebilir. Trump yönetiminin uluslararası koruma mekanizmalarına karşı tutumu, Türkiye'nin AB ve BM nezdinde yürüttüğü mülteci politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak kararın Türkiye'nin dış politikasına doğrudan bir yansıması beklenmemektedir.