ABD Yüksek Mahkemesi, 20 Mart 2025 tarihli kararıyla pestisit üreticilerine karşı açılan kanser davalarında önemli bir emsal oluşturdu. Mahkeme, 7-2 oyla, federal pestisit düzenlemelerinin eyalet yasalarına dayalı tazminat taleplerini geçersiz kıldığına hükmetti. Karar, Missouri'de bir alt mahkemenin Monsanto şirketini John Durnell adlı kanser hastasına 1,25 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum eden kararını bozdu. Yargıçlar çoğunluğu, Federal Böcek İlacı, Mantar İlacı ve Kemirgen İlacı Yasası'nın (FIFRA) eyalet yasalarını öncelediği gerekçesiyle karar verdi. Muhalif yargıçlar ise kararın bireylerin sağlık haklarını kısıtladığını savundu.
Gelişmenin arka planı
Dava, Monsanto'nun ürettiği glifosat bazlı herbisit Roundup'ın kansere neden olduğu iddialarına dayanıyordu. John Durnell, 2014 yılında lenfoma teşhisi konduktan sonra şirkete dava açmış ve 2023'te Missouri Bölge Mahkemesi lehine karar vermişti. Monsanto, federal yasanın eyalet mahkemelerinin ürün etiketleme konusunda karar vermesini engellediğini savunarak temyize başvurdu. Yüksek Mahkeme'nin kararı, FIFRA'nın eyalet yasalarını öncelediği yönündeki uzun süredir devam eden hukuki tartışmayı netleştirdi. Çoğunluk görüşünü yazan Yargıç Brett Kavanaugh, pestisit etiketlerinin federal düzenleyiciler tarafından onaylandığını ve üreticilerin eyalet mahkemelerinde farklı standartlarla karşı karşıya kalmamaları gerektiğini belirtti. Muhalif yargıç Clarence Thomas ise eyaletlerin vatandaşlarını koruma hakkına vurgu yaparak, kararın tüketicileri mağdur ettiğini söyledi.
Bölgesel veya küresel boyut
Karar, yalnızca ABD'deki pestisit davalarını değil, küresel çapta tarım ilacı düzenlemelerini de etkileyebilir. Bayer AG'nin bünyesindeki Monsanto, dünya genelinde Roundup kaynaklı 100.000'den fazla dava ile karşı karşıya. ABD'deki bu emsal karar, diğer ülkelerdeki benzer davalarda şirketlerin elini güçlendirebilir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2015 yılında glifosatı 'muhtemelen kanserojen' olarak sınıflandırmıştı. Avrupa Birliği, glifosat kullanımını 2022'de 10 yıl daha uzatırken, Fransa gibi bazı ülkeler kısıtlamalara gitmişti. Karar, ABD'nin tarım politikaları ve çevre düzenlemeleri arasındaki dengeyi de yeniden sorgulatıyor. Çevre örgütleri, kararın pestisit şirketlerine yeni davalar açma konusunda cesaret verebileceğini ve tarım işçileri ile tüketicilerin sağlığını tehlikeye atabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'de pestisit kullanımına ilişkin düzenlemeleri doğrudan etkilemese de küresel tarım politikaları açısından önemli bir sinyal. Türkiye, tarımda yoğun pestisit kullanan ülkeler arasında ve AB ihracatında kalıntı sorunlarıyla karşılaşıyor. Karar, pestisit üreticilerinin sorumluluktan kaçışını kolaylaştırarak, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde çevre ve sağlık standartlarının düşürülmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde pestisit düzenlemelerini sıkılaştırma çabaları, ABD kaynaklı bu hukuki gelişmeyle tezat oluşturuyor. Türk kamuoyu ve çevre örgütleri, bu kararı uluslararası şirketlerin çıkarlarının bireysel hakların önüne geçmesi olarak değerlendirebilir.