ABD Yüksek Mahkemesi, 1979 yılında New York'ta kaybolan 6 yaşındaki Etan Patz'in ölümüyle ilgili olarak 2017'de mahkum edilen Pedro Hernandez'in cezasını onadı. Yüksek Mahkeme, eyalet temyiz mahkemesinin kararı bozma gerekçesini hatalı bularak, Hernandez'in 2017'de aldığı müebbet hapis cezasının geçerli olduğuna hükmetti. Dava, ABD tarihinin en çok ses getiren kayıp çocuk vakalarından biri olarak biliniyor. Karar, adalet sisteminin işleyişi ve çocuk kaybolması vakalarında kamuoyunun duyarlılığı açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Davanın geçmişi ve hukuki süreç
Etan Patz, 25 Mayıs 1979 sabahı New York'un SoHo semtindeki evinden okula gitmek üzere ayrılmış ve bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Olay, ülkede büyük yankı uyandırmış ve kayıp çocukların fotoğraflarının süt kutularına basılması gibi uygulamaların başlamasına yol açmıştı. Yıllarca süren soruşturma sonucunda 2012 yılında Pedro Hernandez adlı bir market çalışanı tutuklandı. Hernandez, ifadesinde çocuğu öldürüp cesedini bir çöp kutusuna attığını itiraf etti. 2017'deki duruşmada jüri, Hernandez'i ikinci derece cinayet ve adam kaçırmaktan suçlu bularak müebbet hapis cezasına çarptırdı.
New York Temyiz Mahkemesi, 2024 yılında Hernandez'in avukatlarının itirazını değerlendirerek, mahkumiyetin bozulmasına karar verdi. Temyiz mahkemesi, savcılığın bazı delilleri yanlış sunduğunu ve jürinin yönlendirilmesinde hata yapıldığını öne sürdü. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi, bu kararı bozarak orijinal mahkumiyetin geçerli olduğunu bildirdi. Yüksek Mahkeme, eyalet mahkemesinin federal anayasa hükümlerini yanlış yorumladığına hükmetti.
Hernandez'in avukatları, müvekkillerinin zihinsel engelli olduğunu ve itirafının gönüllü olmadığını savunsa da mahkeme bu argümanı reddetti. Karar, eyalet ve federal mahkemeler arasındaki yetki uyuşmazlığına da örnek teşkil ediyor.
Davanın toplumsal ve hukuki yankıları
Etan Patz davası, kayıp çocuk vakalarının kamuoyunda yarattığı travmanın bir sembolü haline geldi. Olayın ardından ABD'de kayıp çocuklar için ulusal veri tabanı oluşturulması, okul güvenliği önlemlerinin artırılması gibi reformlar hayata geçirildi. Ayrıca, dava medyanın yoğun ilgisiyle takip edildi ve birçok belgesel ile kitaba konu oldu.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, adalet sisteminin işleyişi açısından da tartışmaları beraberinde getirdi. Bazı hukukçular, eyalet mahkemelerinin kararlarına federal müdahalenin sınırlarını sorgularken, diğerleri mağdur ailelerin acısının bir nebze olsun dindirildiğini belirtiyor. Kararın, benzer davalarda emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etan Patz davası, kayıp çocuk vakalarının toplumda yarattığı derin etkiyi ve adalet arayışının yıllar sürebilecek karmaşık bir süreç olduğunu göstermektedir. Türkiye'de de zaman zaman benzer kayıp çocuk vakaları yaşanmakta ve bu tür davalar kamuoyunda büyük yankı uyandırmaktadır. ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararı, hukuki süreçlerin titizlikle yürütülmesi ve mağdur ailelerin adalet beklentisinin karşılanması açısından önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, uluslararası hukuk sistemlerinde federal ve yerel mahkemeler arasındaki yetki paylaşımı, Türkiye'deki yargı reformları için de karşılaştırmalı bir perspektif sunmaktadır.