GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Dış Politika

ABD ve İran tam savaş istemiyor ama hiçbiri kaybeden görünmek istemiyor

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
ABD ve İran tam savaş istemiyor ama hiçbiri kaybeden görünmek istemiyor
🇫🇷
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Fransız Devlet Yayıncısı
🇫🇷 Fransız Devlet Yayıncısı
Çeviri Kaynağı
France 24 — Bu haber, France 24'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

ABD ve İran arasında tırmanan gerilim, yeni bir hava saldırısı dalgasıyla doruğa ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump, NATO zirvesinde İran ile varılan ateşkes anlaşmasının sona erdiğini duyurduktan saatler sonra, ABD ordusu 8 Temmuz'da İran topraklarına ikinci kez hava saldırısı düzenledi. İran yönetimi, saldırılarda demiryolu köprüleri dahil sivil altyapının hedef alındığını belirterek bu eylemi 'büyük bir savaş suçu' olarak nitelendirdi. FRANCE 24 muhabirinin aktardığına göre, patlama sesleri başkent Tahran ve çevre illerde duyuldu. Her iki taraf da tam ölçekli bir savaşa dönüşmesini istemediği halde, gerilimli bir 'kaybetmeme' oyunu oynuyor.

Gelişmenin arka planı: Münzevi'den savaş uçaklarına

ABD-İran gerilimi, 2020 yılında ABD'nin Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle zirveye çıkmış, ancak her iki taraf da doğrudan savaşın eşiğinden dönmüştü. Trump yönetimi, 'azami baskı' politikası kapsamında İran'ı ekonomik ve askeri olarak köşeye sıkıştırmaya çalışırken, Tahran da vekil güçler aracılığıyla ABD çıkarlarını hedef almaya devam etti. NATO zirvesinde Trump'ın 'ateşkes bitti' açıklaması, aslında İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik müzakerelerin çöktüğünün ilanıydı. İran ise uluslararası topluma yaptığı çağrılarda, sivil hedeflerin vurulmasının savaş hukukunun açık ihlali olduğunu vurguluyor. Fransa, Almanya ve Birleşmiş Milletler taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya acil BM Güvenlik Konseyi toplantısı talep etti.

Saldırılarda özellikle demiryolu köprüleri ve enerji tesislerinin hedef alınması, ABD'nin ekonomik savaş stratejisini yansıtıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada 'sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının insanlığa karşı suç olduğunu' belirterek, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) ise saldırıların İran'ın askeri tesislerine yönelik olduğunu ve sivil kayıpları en aza indirmek için hassas mühimmat kullanıldığını iddia etti. Bağımsız kaynaklar, saldırılarda en az 12 sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor.

Bölgesel ve küresel boyut: Kontrollü gerilim mi, yoksa uçurumun kenarı mı?

Uzmanlar, ABD ve İran'ın tam ölçekli bir savaşı göze alamayacağını ancak her iki tarafın da kendi kamuoyu önünde 'kaybeden' görünmek istemediğini belirtiyor. İran, vekil güçleri (Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah, Irak'taki Şii milisler) aracılığıyla ABD ve müttefiklerine misilleme yapabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve küresel petrol fiyatları üzerindeki etkisi endişe yaratıyor. Petrol fiyatları saldırı haberinin ardından varil başına 3 dolar yükseldi. Çin ve Hindistan gibi İran'dan petrol ithal eden ülkeler, tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk teklif etti. İsrail ise ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarını desteklerken, Suudi Arabistan ve BAE gerilimin yayılmasından endişeli.

Gerilimin tırmanması, Körfez ülkelerinin savunma harcamalarını daha da artırmasına neden olabilir. NATO, üye ülkelerin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeyi değerlendiriyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programa hız vermesi ve uranyum zenginleştirme seviyesini artırması, bölgede bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran'ın son altı ayda yüzde 60 saflıkta uranyum üretimini üç katına çıkardığını doğruladı.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Türkiye, hem NATO üyesi hem de İran ile kara sınırı bulunan bir ülke olarak bu gerilimden doğrudan etkileniyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, Türkiye'nin güney ve doğu sınırlarında güvenlik risklerini artırabilir. Özellikle Irak'ın kuzeyindeki Türk askeri varlığı ve PKK ile mücadele bölgedeki dengeleri hassaslaştırıyor. Ekonomik olarak, artan petrol fiyatları Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir. Türk hükümeti, iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için arabuluculuk çabalarını artırmalı. Aynı zamanda, İran'a yönelik olası yaptırımların Türkiye'nin enerji ticaretine etkisi de göz önünde bulundurulmalı.

Etiketler:
ABD-İran gerilimihava saldırısısavaş suçuOrtadoğuNATOpetrol fiyatlarıTürkiye güvenliğinükleer program

İlgili Haberler

Kimyasal Silah Denetleme Kuruluşu Suriye'nin Oy Hakkını İade Etti
Dış Politika

Kimyasal Silah Denetleme Kuruluşu Suriye'nin Oy Hakkını İade Etti

2 dk önce

Trump'ın Beyaz Saray'daki 24 Saati: İran Ateşkesi Nasıl Sona Erdi
Dış Politika

Trump'ın Beyaz Saray'daki 24 Saati: İran Ateşkesi Nasıl Sona Erdi

3 dk önce

Pakistan: ABD-İran gerilimi kimsenin çıkarına değil
Dış Politika

Pakistan: ABD-İran gerilimi kimsenin çıkarına değil

19 dk önce

ABD-İran krizde yeni aşama: karşılıklı suçlamalar
Dış Politika

ABD-İran krizde yeni aşama: karşılıklı suçlamalar

24 dk önce