ABD ve İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için bir ay önce varılan ön anlaşmayı bozarak yeniden karşılıklı saldırı başlattı. İran, Kuveyt ve Bahreyn'e hava saldırıları düzenlerken, Tahran yönetimi saldırıların ABD askeri üslerini hedef aldığını açıkladı. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte bölgedeki enerji nakil hatları ve küresel ticaret yolları tehdit altına girdi.
Gelişmenin Arka Planı
Bir ay önce imzalanan ön anlaşma, taraflar arasındaki gerilimi azaltmayı ve Hürmüz Boğazı'nda serbest geçişi garanti altına almayı hedefliyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması sırasında yaşanan anlaşmazlıklar, iki hafta içinde krizi yeniden alevlendirdi. İran Devrim Muhafızları, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasını gerekçe göstererek Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD üslerini vurdu. ABD ise İran'ın sivil gemilere yönelik tacizlerine son vermesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, bu gelişmeyi 2019'da İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilere el koymasıyla başlayan ve 2020'de ABD'nin Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle zirve yapan gerilim döngüsünün yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor. Bölgedeki enerji piyasaları, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasıyla alarm verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği hayati bir nokta. Çatışma, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerini doğrudan etkiliyor. İran'ın saldırıları karşısında Kuveyt ve Bahreyn, sivil hava sahalarını kapatırken, Suudi Arabistan olağanüstü güvenlik önlemleri aldı. ABD, bölgeye ek savaş gemileri gönderme kararı aldı. Küresel ölçekte, Asya ve Avrupa'ya yönelik enerji arzında kesinti riski, ülkeleri stratejik petrol rezervlerini kullanmaya yöneltti.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin ve Rusya diplomasi yoluyla çözüm bulunmasını istedi. Ancak İran'ın nükleer müzakereleri askıya alması, krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, tam ölçekli bir savaşın küresel resesyonu tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden ve bu ihtiyacını Körfez ülkelerinden karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıyı artırabilir. Ayrıca, İran ile sınır komşusu olan Türkiye, olası bir mülteci akını ve sınır güvenliği riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ankara'nın hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek arabulucu rolü oynaması, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.