Yemen'deki İran destekli Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, son açıklamasında uluslararası koalisyon güçlerine yönelik sert bir uyarıda bulundu. El-Husi, “Tam kapsamlı bir tırmanış, tam kapsamlı bir tırmanışla karşılanacaktır” ifadelerini kullanarak, olası bir askeri harekatın sonuçlarına dikkat çekti. Husilerin kontrolündeki bölgelerde düzenlenen bir konuşmada konuşan lider, son haftalarda artan hava saldırılarına ve deniz ablukasına atıfta bulunarak, “Düşmanımız herhangi bir adım atarsa biz de karşı adım atarız” dedi. Açıklama, Yemen'deki iç savaşın yedinci yılına girerken ve bölgesel güçlerin müdahalesinin yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Amerika ve İngiltere'nin operasyonlarına yanıt
Husi liderinin bu tehdidi, özellikle ABD ve İngiltere'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik son hava saldırılarının ardından geldi. Washington ve Londra, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik Husi saldırılarını durdurmayı amaçlayan askeri operasyonlarını sürdürüyor. Husiler ise bu saldırıları, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme olarak gerçekleştirdiklerini savunuyor. El-Husi, “Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğiz ve Kızıldeniz'deki ablukayı genişleteceğiz” diyerek uluslararası deniz ticaretine yönelik tehditlerin süreceğini ima etti. Son haftalarda Husi güçleri, Yemen kıyıları açıklarında birden fazla ticari gemiye insansız hava araçları ve füzelerle saldırı düzenlemişti. Bu saldırılar, küresel tedarik zincirlerinde aksamaya ve navlun maliyetlerinin artmasına yol açtı.
Husilerin askeri kapasitesi, İran'dan aldıkları destekle son yıllarda önemli ölçüde gelişti. Örgüt, balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları dahil olmak üzere geniş bir silah yelpazesine sahip. El-Husi, “Elimizdeki silahlar, düşmanımızın hayal edebileceğinden çok daha fazlası” diyerek caydırıcılık mesajı verdi. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de dahil olduğu koalisyon güçlerine karşı yıllardır süren savaşta elde ettikleri tecrübeye vurgu yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut: Kızıldeniz'de tırmanan kriz
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit eder hale geldi. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği bu stratejik su yolunda yaşanan gerginlik, navlun ücretlerinin artmasına ve teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu. ABD liderliğindeki “Refah Muhafızı” operasyonu, bölgede güvenliği sağlamak için başlatıldı ancak Husiler, operasyonun etkinliğini kırmaya yönelik eylemlerini sürdürüyor. İran, Husilere verdiği askeri destek nedeniyle uluslararası toplumun eleştirilerine hedef olurken, Tahran yönetimi bu iddiaları reddediyor. Bölgesel uzmanlar, Yemen'deki çatışmanın bir vekalet savaşına dönüştüğünü ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki rekabetin bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Uluslararası toplum, tırmanan şiddetin durdurulması için diplomatik çabalarını artırmış durumda. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm için görüşmeleri sürdürüyor. Ancak Husi liderinin son açıklaması, ateşkes umutlarını zora soktu. Öte yandan, İsrail'in Gazze'deki operasyonları sona erdiğinde Husilerin saldırılarını durdurabileceğine dair bazı işaretler olsa da, örgütün bölgesel gündemi daha geniş bir perspektife oturuyor. Husiler, Yemen'deki iç savaşın bitmesi ve Suudi koalisyonunun çekilmesi taleplerini de içeren bir siyasi çözüm istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve buna bağlı olarak artan bölgesel gerilim, Türkiye'nin dış ticaretini ve enerji güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Kızıldeniz, Türkiye'nin Asya ve Körfez ülkeleriyle olan ticaretinde kritik bir geçiş rotasıdır; olası bir deniz ablukası navlun maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirlerini aksatabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik yardım çabalarını da zorlaştırabilir. Ankara, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeli politikası sayesinde çatışmanın doğrudan bir tarafı olmamakla birlikte, bölgesel bir vekalet savaşının Türkiye'yi de içine çekebileceği endişesi bulunuyor. Bu nedenle Türkiye'nin, Yemen'deki krize diplomatik çözüm arayışlarını desteklemesi ve Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini sağlayacak uluslararası girişimlerde yer alması bekleniyor.