Hizbullah Genel Sekreteri Naem Qassem, Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasının, İsrail’in bölgede serbestçe hareket etmesine izin vermediğini vurguladı. Qassem, “İsrail’in özgür hareket edebileceği bir ateşkes diye bir şey yoktur” ifadelerini kullanarak, anlaşmanın ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini belirtti. Bu açıklama, İsrail’in ateşkesin ardından Lübnan topraklarında bazı hedeflere saldırı düzenlemesine yanıt olarak geldi. Hizbullah lideri, grubunun anlaşmaya bağlı kaldığını ancak İsrail’in provokasyonlarına karşılık vereceklerini söyledi. Ateşkes, ABD ve Fransa öncülüğünde 27 Kasım 2024’te yürürlüğe girmişti.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan ve İsrail arasındaki ateşkes, on yıllardır süren çatışmaların ardından umut ışığı olarak görülüyordu. Ancak İsrail’in ateşkesin hemen ardından güney Lübnan’da bir Hizbullah mevzisine düzenlediği hava saldırısı, anlaşmanın kırılganlığını gözler önüne serdi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, Hizbullah bu eylemi “büyük bir ihlal” olarak nitelendirdi. Naem Qassem, yaptığı konuşmada, “İsrail, ateşkesi kendi çıkarlarına göre yorumlayamaz. Biz anlaşmanın tüm maddelerine uyuyoruz, ancak İsrail’in saldırganlığına karşı sessiz kalmayacağız” dedi.
Ateşkes anlaşması, Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını ve Hizbullah’ın ağır silahlarını Litani Nehri’nin kuzeyine çekmesini öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşmanın kendisine Lübnan hava sahasında operasyon yapma hakkı verdiğini iddia ediyor. Hizbullah ise bu yorumu reddediyor ve İsrail’in herhangi bir saldırısının anlaşmayı geçersiz kılacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu’daki kırılgan dengeleri yeniden gündeme taşıdı. Hizbullah’ın ateşkese rağmen caydırıcılığını koruma çabası, bölgedeki diğer aktörler tarafından da yakından izleniyor. İran destekli Hizbullah’ın, İsrail’e karşı güçlü bir duruş sergilemesi, Tahran’ın bölgesel nüfuzunu koruma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda imzalanan ateşkes, Batılı güçlerin İsrail’in güvenliği ile Lübnan’ın egemenliği arasında denge kurma çabasını yansıtıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ateşkesi “Kuzey Cephesi’nde zafer” olarak nitelendirirken, Hizbullah’ın bu açıklamaları, anlaşmanın uygulanmasında zorluklar yaşanabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, ateşkesin kalıcı olmasının ancak her iki tarafın da taahhütlerine tam olarak uymasıyla mümkün olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde, bölgede yeniden büyük çaplı bir çatışma riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağları ve bölgesel istikrar vizyonu çerçevesinde bu gelişmeyi yakından takip etmektedir. Ankara, Hizbullah’ın ateşkese rağmen İsrail’e karşı sert bir duruş sergilemesini, bölgede yeni bir gerginlik dalgasına yol açabileceği için endişeyle karşılamaktadır. Türkiye, Lübnan’ın egemenliğine saygı gösterilmesini ve ateşkesin sürdürülmesini desteklerken, her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Hizbullah’ın İran’a yakınlığı, Türkiye’nin bölgede denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Bu bağlamda Türkiye, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Gelişmelerin Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik dengelerine olası etkileri de Ankara tarafından yakından izlenmektedir.