İsrail, 7 Ekim 2023'te başlayan Hamas saldırılarının ardından Lübnan sınırında uygulamaya koyduğu tüm savaş kısıtlamalarını resmen kaldırdı. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kuzey bölgelerdeki toplanma yasakları, eğitim faaliyeti kısıtlamaları ve sivil hareketliliğe getirilen sınırlamaların sona erdiği duyuruldu. Karar, bölgede normalleşme sürecinin bir parçası olarak yorumlanırken, İsrail-Lübnan sınırında geçtiğimiz Kasım ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından atılan en somut adımlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik benzeri görülmemiş saldırısının ardından İsrail, Gazze'de yoğun bir askeri operasyon başlatırken, Lübnan sınırında da Hizbullah ile çatışmalar fitillenmişti. Hizbullah, Gazze'deki savaşa destek olmak amacıyla İsrail'in kuzeyine roket ve füzeler fırlatmaya başlamış, İsrail de karşılık olarak Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenlemişti. Bu süreçte her iki taraf da sınır boyunca askeri yığınak yapmış, yüz binlerce sivil çatışma bölgelerinden tahliye edilmişti. Kasım 2024'te ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, Hizbullah'ın sınırdan 30 kilometre geri çekilmesini ve Litani Nehri'nin güneyindeki varlığını sonlandırmasını öngörüyordu. Anlaşma kapsamında Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bölgede denetim rolü üstlenirken, İsrail'in kısıtlamaları kademeli olarak gevşeteceği belirtilmişti.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, kararla ilgili yaptığı açıklamada "Kuzey cephesinde güvenlik durumunun istikrara kavuşması ve Hizbullah'ın ateşkes koşullarına uyması sayesinde, vatandaşlarımızın normale dönmesini sağlayacak adımlar atıyoruz" ifadelerini kullandı. Bakanlık, kısıtlamaların kaldırılmasının ardından bölgede yaşayan sivillerin evlerine dönüşlerinin hızlanmasını ve ekonomik faaliyetlerin yeniden canlanmasını beklediğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu adımı, sadece Lübnan sınırında değil, tüm bölgesel dengeler üzerinde etkili olabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü olan Hizbullah'ın ateşkese uyması, Tahran'ın bölgesel stratejisi açısından bir geri adım olarak yorumlanıyor. Öte yandan, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecinin hız kazanması, İbrahim Anlaşmaları'nın genişlemesi ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığının yeniden şekillenmesi gibi faktörler, Kuzey İsrail'deki bu yumuşamanın daha geniş bir jeopolitik resmin parçası olduğuna işaret ediyor.
Ancak bazı güvenlik uzmanları, kısıtlamaların kaldırılmasının henüz kalıcı bir barış anlamına gelmediği konusunda uyarıyor. Hizbullah'ın askeri kapasitesini büyük ölçüde koruduğu, İran'dan devam eden lojistik destek ve sınırdaki mayınlı alanların temizlenmesi gibi konuların hâlâ çözülmeyi beklediği ifade ediliyor. Ayrıca, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının sürdüğü ve Batı Şeria'da tansiyonun yüksek olduğu bir ortamda, kuzey sınırındaki bu sükûnetin ne kadar süreceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hizbullah çatışmasının başından itibaren tansiyonun düşürülmesi ve ateşkes sağlanması yönünde diplomatik girişimlerde bulunmuş, özellikle Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasına vurgu yapmıştı. Kısıtlamaların kaldırılması, bölgesel istikrar açısından olumlu bir adım olsa da, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ve Kıbrıs meselesi gibi konularda İsrail ile yaşadığı gerilimler devam ediyor. Ankara, bu gelişmeyi Lübnan'ın yeniden inşasına yönelik uluslararası çabalara katkı sağlayacak bir fırsat olarak görürken, aynı zamanda Hizbullah'ın ateşkese tam uyumunu ve İran'ın bölgedeki nüfuzunun sınırlandırılmasını da yakından takip ediyor. Türkiye, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Gazze'deki savaşın sona ermesi için yürüttüğü diplomatik çabalara paralel olarak, Lübnan'da kalıcı istikrarın sağlanmasının bölgesel güvenlik için hayati olduğunu düşünüyor.