ABD, İngiltere ve 12 diğer ülke, 2016 yılında Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını geçersiz kılan uluslararası tahkim kararını yeniden teyit eden ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, ülkeler bölgede 'istikrar bozucu' eylemleri reddettiklerini ve uluslararası hukuka saygı çağrısında bulunduklarını ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Filipinler'in başvurusu üzerine Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki 'dokuz çizgi' iddiasının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Çin kararı tanımadığını açıklamış ve bölgedeki askeri varlığını artırmıştı. Son ortak bildiri, bu kararın güncelliğini koruduğunu ve tarafların deniz hukuku sözleşmesine uyması gerektiğini vurguluyor.
Bildiriye imza atan ülkeler arasında ABD, İngiltere, Avustralya, Japonya, Filipinler, Vietnam ve Avrupa Birliği üyesi bazı devletler yer alıyor. Bildiride, 'Güney Çin Denizi'nde barış ve istikrarın korunması için anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği' belirtiliyor. Ayrıca, Çin'in yapay ada inşaatları ve askerileştirme faaliyetleri endişeyle karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birine ev sahipliği yapıyor ve önemli enerji kaynaklarını barındırıyor. Çin'in bölgedeki hakimiyet iddiaları, başta Filipinler, Vietnam ve Malezya olmak üzere komşu ülkelerle gerilimi tırmandırıyor. ABD ve müttefikleri ise uluslararası sularda seyrüsefer serbestisini korumak için sık sık devriye uçuşları ve tatbikatlar düzenliyor. Bu gelişme, Çin ile Batı arasındaki stratejik rekabetin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Diğer yandan, Çin Dışişleri Bakanlığı daha önce 'tahkim kararını tanımadıklarını ve kabul etmediklerini' defalarca yinelemişti. Uzmanlar, ortak bildirinin sembolik olsa da uluslararası toplumun Çin'e yönelik baskısını artırabileceğini belirtiyor. Ancak Çin'in bölgedeki ekonomik ve askeri gücü karşısında bu tür diplomatik adımların etkisinin sınırlı olabileceği de ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'nde doğrudan bir çıkara sahip olmasa da, küresel ticaret yollarının güvenliği ve uluslararası hukukun üstünlüğü konuları Ankara için önem taşıyor. Türkiye'nin Çin ile gelişen ekonomik ilişkileri ve 'Kuşak ve Yol Projesi' kapsamındaki işbirliği, bu tür gerilimlerde dengeli bir tutum izlemesini gerektiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs ve Ege'de benzer uluslararası hukuk argümanlarına başvurması, bu tahkim kararının emsal teşkil edebileceği anlamına geliyor. Ancak Ankara, taraflar arasında arabuluculuk rolü oynama potansiyeline sahip.