ABD'de tüketici güveni, geçen yıl yaşanan İran savaşının tetiklediği petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert yükselişin ardından Mart ayında sınırlı bir toparlanma gösterdi. Ancak ekonomik karamsarlık, yüksek enflasyon ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle hâlâ güçlü bir şekilde devam ediyor. Conference Board tarafından yayımlanan verilere göre, tüketici güven endeksi Şubat ayındaki 98,3 seviyesinden Mart'ta 101,2'ye yükseldi. Bu artış beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşse de, endeks hâlâ tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Özellikle orta ve düşük gelirli haneler, artan yaşam maliyetleri karşısında tüketim harcamalarını kısmaya devam ediyor. Uzmanlar, tüketici güvenindeki bu kırılgan iyileşmenin kalıcı olup olmayacağının, önümüzdeki aylarda açıklanacak istihdam verileri ve merkez bankası politikalarına bağlı olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: İran savaşı ve enerji şoku
Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde patlak veren İran savaşı, küresel enerji piyasalarında şiddetli bir sarsıntıya neden oldu. ABD ve müttefiklerinin askeri müdahalesi sonucunda petrol fiyatları varil başına 130 dolar seviyesine fırlarken, doğalgaz fiyatları da yüzde 80 oranında arttı. Bu durum, ABD'de özellikle ulaşım ve ısınma maliyetlerinde ciddi bir yükselişe yol açtı. Tüketicilerin harcanabilir gelirleri erirken, tasarruf oranları tarihsel düşük seviyelere geriledi. Savaşın sona ermesiyle enerji fiyatlarında kısmi bir düşüş yaşansa da, birçok hanehalkı halen artan faturalar ve gıda enflasyonuyla mücadele ediyor. Konut piyasasında da kiraların yüksek seyretmesi, tüketici güveninin toparlanmasını engelleyen bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Federal Rezerv (Fed), enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutarken, bu durum kredi maliyetlerini artırarak tüketim ve yatırımları baskılıyor. Otomobil ve konut kredilerinde faiz oranlarının yüksekliği, dayanıklı tüketim malları talebini zayıflatıyor. Öte yandan, işgücü piyasası nispeten güçlü kalmaya devam ediyor; işsizlik oranı yüzde 3,8 ile düşük seyrediyor. Ancak işe alım hızı yavaşlarken, ücret artışları enflasyonun gerisinde kalıyor. Bu da tüketicilerin alım gücünü sınırlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji fiyatları ve ticaret dengeleri
ABD'deki tüketici güvenindeki dalgalanma, küresel ekonomi için de önemli sinyaller taşıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de iç talebin zayıflaması, başta Çin, Meksika ve Kanada olmak üzere birçok ülkenin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle enerji fiyatlarındaki oynaklık, Avrupa ve Asya'da maliyet baskılarını artırırken, jeopolitik riskler de yatırımcı güvenini zedeliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, ABD'deki tüketici harcamalarındaki yavaşlamanın dünya ticaretini daraltabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, İran savaşı sonrası yeniden şekillenen enerji tedarik zincirleri, alternatif kaynak arayışlarını hızlandırdı. ABD, kendi enerji üretimini artırma çabalarına rağmen, küresel piyasalardaki belirsizlikler tüketicilerin beklentilerini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki tüketici güvenindeki seyir, Türkiye ekonomisi için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, ABD'de iç talebin zayıflaması, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir; özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde siparişlerde daralma riski bulunuyor. İkincisi, Fed'in faiz politikaları ve enerji fiyatlarındaki gelişmeler, Türkiye'nin cari açığı ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturabilir. İran savaşı sonrası artan petrol fiyatları, Türkiye'nin enerji ithalatı maliyetini yükseltmiş, bu da enflasyonu körüklemişti. ABD'de tüketici güvenindeki toparlanmanın kalıcı olması, küresel ticaretin canlanmasına katkı sunarak Türkiye için daha olumlu bir senaryo yaratabilir. Ancak mevcut veriler, belirsizliklerin sürdüğünü gösteriyor.