ABD Temsilciler Meclisi'nde Cuma günü ilerletilen bir yasa tasarısı, Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) İran'a yönelik askeri operasyonlarının toplam maliyetini ve bu operasyonlar sırasında hasar gören ya da imha edilen ABD malvarlığının değerini Kongre'ye raporlamasını zorunlu kılıyor. Tasarı, ülkenin uzun süredir devam eden askeri angajmanlarının maliyetine dair şeffaflık taleplerinin arttığı bir dönemde gündeme geldi. Özellikle İran'ın bölgedeki vekil güçlerle ilişkisi ve ABD'nin Irak, Suriye ve Yemen'deki dolaylı çatışmaları, savaşın doğrudan ve dolaylı maliyetlerini hesaplamayı giderek karmaşık hale getiriyor.
Tasarının içeriği ve kapsamı
Temsilciler Meclisi'nden Demokrat vekil Barbara Lee tarafından sunulan ve "İran Savaş Maliyeti Şeffaflık Yasası" olarak anılan tasarı, Pentagon'un 120 gün içinde detaylı bir rapor sunmasını öngörüyor. Raporda, İran'a yönelik tüm askeri operasyonların, lojistik destek, personel maaşları, mühimmat tüketimi ve ekipman bakımı gibi kalemler dahil olmak üzere toplam maliyetinin yanı sıra, İran destekli gruplarla çatışmalarda hasar gören ABD'ye ait askeri araç, silah sistemi ve üslerin tamir veya yenileme maliyetinin de yer alması isteniyor. Ayrıca, operasyonların insani maliyetine ilişkin verilerin de rapora eklenmesi talep ediliyor. Tasarı, ABD'nin 2001'den bu yana yürüttüğü savaşların maliyetini hesaplamaya çalışan Brown Üniversitesi'nin Savaş Maliyetleri Projesi'nin bulgularına atıfta bulunuyor. Projeye göre, ABD'nin Irak ve Afganistan'daki savaşları 8 trilyon dolara yaklaşırken, İran'la ilgili operasyonların maliyeti henüz net olarak bilinmiyor. Tasarının savunucuları, bu bilinmezliğin kamuoyunu yanılttığını ve Kongre'nin bütçe denetimini zorlaştırdığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik askeri harcamaları, sadece doğrudan çatışmaları değil, aynı zamanda Basra Körfezi'ndeki deniz gücü konuşlandırması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki hava savunma sistemlerinin desteklenmesi, İsrail'in hava savunmasına katkı ve Yemen'deki Suudi koalisyonuna lojistik desteği de kapsıyor. Tasarı, bu dolaylı maliyetlerin de raporlanmasını şart koşarak, ABD'nin Orta Doğu'da üstlendiği geniş çaplı askeri rolün ekonomik yükünü ortaya koymayı hedefliyor. Uzmanlara göre, bu raporlama gerekliliği, özellikle 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ve ardından İran'ın Irak'taki ABD üslerine düzenlediği füze saldırısı gibi kriz anlarındaki operasyon maliyetlerini anlamada kritik önem taşıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik artan endişeler ve yaptırımlar gerilim tırmandırdıkça, askeri müdahale olasılığına dair tartışmalar da alevleniyor. Tasarı, Kongre üyelerine olası bir askeri angajmanın maliyeti hakkında veri sağlayarak daha bilinçli kararlar almalarını kolaylaştırabilir. Ancak Beyaz Saray ve Savunma Bakanlığı, raporlama yükünün bürokrasiyi artırdığı gerekçesiyle benzer şeffaflık çabalarına geçmişte direnmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyon maliyetlerinin şeffaflaşması, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. İran sınırındaki istikrarsızlık, PKK'nın İran bağlantılı kolları ve bölgesel güç dengeleri göz önüne alındığında, ABD'nin İran'a yönelik askeri harcamalarındaki artış Ankara'da endişe yaratabilir. Tasarı, ABD'nin bölgede ne kadar kaynak ayırdığını ortaya koyarak, Türkiye'nin kendi savunma stratejilerini ve NATO içindeki konumunu daha iyi değerlendirmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesinin dolaylı maliyeti, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret rotalarını da etkileyebilir. Raporun ortaya koyacağı veriler, Türk diplomatların bölgesel politikalarını şekillendirirken daha somut verilere dayanmasını sağlayabilir.