ABD Senatosu'nda iki partili bir senatör grubu, Hazine Bakanı Scott Bessent'e gönderdiği resmi mektupta, Çin'in yuan kurunu ticari avantaj elde etmek amacıyla kasıtlı olarak düşük tuttuğu gerekçesiyle Pekin yönetimine karşı harekete geçilmesini talep etti. Mektupta, Bessent'in Yediler Grubu (G7) ile koordinasyonu artırarak Çin'e döviz politikasında şeffaflık ve adil rekabet çağrısı yapması istendi. Senatörler, Çin'in 'kontrollü kur sistemi' altında yuanı değerinin altında tutarak Amerikan ihracatçılarına haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor. Beyaz Saray'dan henüz resmi bir yanıt gelmezken, konu Washington-Pekin arasındaki ticari gerilimlerin yeni boyutu olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Yuan manipülasyonu iddiası ve küresel yansımaları
Çin, yıllardır sabit kur rejimi veya yönetimli dalgalı kur sistemi altında yuanın değerini piyasa koşullarına bırakmamakla eleştiriliyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın her yıl yayımladığı 'Kur Politikaları Raporu'nda Çin, 'kur manipülatörü' olarak nitelendirilmese de, yakın takibe alınan ülkeler arasında yer alıyor. Senatörlerin mektubu, bu raporun bir adım ileriye taşınmasını ve G7 ülkelerinin ortak bir diplomatik baskı oluşturmasını hedefliyor. Mektupta yer alan ifadelere göre, 'Çin'in düşük yuan politikası yalnızca ABD'yi değil, tüm gelişmiş ekonomileri olumsuz etkiliyor.' Özellikle Avrupa Birliği ve Japonya'nın da benzer şikayetlerle G7 platformunda sesini yükseltmesi bekleniyor. Ekonomistler, Çin'in ihracata dayalı büyüme modelinin sürdürülebilir olmadığını ve yuanın değer kazanması durumunda Pekin'in küresel ticaretteki rekabet gücünün azalacağını belirtiyor. Ancak Çinli yetkililer, kur politikalarının ekonomik istikrar ve finansal güvenlik için gerekli olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret savaşları ve dolar hegemonyası
Bu gelişme, ABD-Çin ticaret savaşının yeni bir cephesi olarak okunabilir. Daha önce Trump yönetimi döneminde gümrük tarifeleri ile başlayan gerginlik, Biden hükümeti altında da devam ederken, şimdi döviz kurları üzerinden yeni bir baskı aracı kullanılıyor. ABD'li senatörler, Çin'in yuanı düşük tutmasının küresel ticaret dengesini bozduğunu ve doların rezerv para statüsünü zayıflattığını öne sürüyor. Öte yandan Çin, BRICS ülkeleri ve diğer gelişmekte olan ekonomilerle dolar dışı ticaret mekanizmalarını teşvik ediyor. Bu durum, küresel finansal sistemde iki kutuplu bir yapılanmanın sinyallerini veriyor. Avrupa Merkez Bankası ve Japon Merkez Bankası da Çin'in kur politikalarından rahatsızlıklarını dile getirmiş ancak somut adımlar atmaktan kaçınmıştı. ABD Senatosu'nun bu girişimi, G7 içinde daha koordineli bir yaklaşımın habercisi olabilir. Bununla birlikte, Çin'in Asya ve Afrika'daki artan nüfuzu göz önüne alındığında, bu tür baskıların bölgesel ticari ittifakları derinleştirebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve kur politikaları açısından iki yönlü etki yaratabilir. Birincisi, Çin'in yuanı düşük tutması, Türk ihracatçılarının Çin pazarında ABD ve AB ürünlerine göre fiyat rekabetini olumsuz etkiliyor; ancak Türkiye'nin Çin ile ticaretinde genellikle ithalat ağırlıklı olduğu düşünülürse, düşük yuan Türkiye'nin Çin'den yaptığı ithalatı ucuzlatabilir. İkincisi, ABD-Çin döviz gerilimi kurlarda oynaklığı artırabilir; bu da Türk Lirası'nın istikrarı açısından risk oluşturuyor. Türkiye'nin ihracat pazarlarında rekabetçi kalabilmesi için Merkez Bankası ve Hazine'nin hem yuanın hem doların gelişmelerini yakından izlemesi gerekiyor. Ankara, G20 gibi platformlarda Türkiye'nin ticari çıkarlarını korumak için dengeli bir duruş sergilemeli.