ABD'de 9 Ağustos 2022'de Oklahoma, Georgia ve birkaç eyalette düzenlenen ön seçimler, eski Başkan Donald Trump'ın siyasi nüfuzunun sınandığı kritik bir sınav oldu. Trump'ın açık desteğini aldığı bazı adaylar, Cumhuriyetçi Parti'nin diğer kanatlarına mensup rakiplerine karşı sürpriz yenilgiler aldı. Bu sonuçlar, Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti içindeki güç dengelerinin değişebileceğine işaret ediyor. Özellikle Georgia'da Vali Brian Kemp'in, Trump'ın desteklediği eski senatör David Perdue'yu rahat bir farkla mağlup etmesi dikkat çekti. Oklahoma'da ise Trump destekli Kongre adaylarından bazıları beklenen başarıyı yakalayamadı.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump, 2020 başkanlık seçimlerini kaybetmesinin ardından, Cumhuriyetçi Parti içindeki etkisini sürdürmek için birçok eyalette kendi sadık isimlerini aday göstermeye çalışıyor. Georgia'da Vali Kemp, Trump'ın seçim sonuçlarına itirazını reddetmiş ve bu yüzden Trump'ın hedefi haline gelmişti. Kemp'in ön seçimde kazandığı yaklaşık 50 puanlık fark, Trump'ın eyaletteki desteğinin sanıldığı kadar sağlam olmadığını gösterdi. Benzer şekilde, Georgia Dışişleri Bakanı Brad Raffensperger da Trump destekli rakibi Jody Hice'ı mağlup etti. Raffensperger, 2020 seçimlerinde Trump'ın oy sayımına müdahale talebini reddetmesiyle tanınıyordu. Oklahoma'da ise Trump'ın desteklediği eski asker Luke Holland, Cumhuriyetçi Senato ön seçiminde hezimete uğradı; kazanan aday ise daha ılımlı isim Markwayne Mullin oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ön seçim sonuçları, ABD siyasetinde Trump'ın tartışmasız lider konumunun sorgulanmaya başladığı bir döneme işaret ediyor. Ara seçimlerde Demokrat Parti'nin Kongre'deki çoğunluğunu koruma şansı, Trump destekli adayların başarısızlığıyla dolaylı olarak artabilir. Zira Trump'ın desteklediği bazı adaylar, aşırı sağ söylemleriyle bağımsız seçmenleri uzaklaştırma riski taşıyor. Küresel ölçekte ise ABD'nin iç siyasetindeki bu denge oyunları, ülkenin dış politikada izleyeceği rotayı da etkileyebilir. Örneğin, Ukrayna'ya yardım konusunda bölünmüş bir Kongre, Biden yönetiminin elini zayıflatabilir. Öte yandan, Trump'ın siyasi gücünün zayıflaması, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin daha ılımlı adaylara yönelmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Trump'ın ve ekibinin siyasi zayıflaması, Türkiye-ABD ilişkileri açısından farklı bir dönemin habercisi olabilir. Trump döneminde zaman zaman gerilen ilişkiler, Biden yönetimiyle daha öngörülebilir bir zemine oturmuştu. Ancak Kongre'deki Cumhuriyetçi çoğunluk, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararlarının çıkmasını kolaylaştırabilirdi. Bu ön seçim sonuçları, Cumhuriyetçi Parti içindeki Trumpçı kanadın güç kaybetmesiyle, Kongre'de Türkiye aleyhine atılacak adımların yavaşlayabileceğine işaret ediyor. Ancak Biden yönetiminin S-400 konusundaki tutumu devam ediyor. Dolayısıyla Türkiye, ABD'deki bu iç siyasi gelişmeleri yakından izlemeli ve ilişkilerdeki fırsatları değerlendirmelidir.