ABD iş piyasası, yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde beklenenden daha güçlü bir performans sergileyerek Mart ayında 172 bin yeni istihdam yarattı. Çalışma Bakanlığı tarafından Cuma günü açıklanan veriler, işsizlik oranının yüzde 3,8 gibi düşük bir seviyede sabit kaldığını ve ücret artışlarının enflasyonu körüklemeden devam ettiğini gösteriyor. Bu rakamlar, İran savaşının yüksek maliyetine rağmen ekonominin ivmesini kaybetmediğine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Ocak ve Şubat aylarında da güçlü gelen istihdam verileri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesine neden olmuştu. Mart ayındaki 172 binlik artış, özellikle hizmet sektörü, sağlık, eğitim ve inşaat alanlarında yoğunlaştı. Perakende ve imalat sektörlerinde ise istihdam daha yavaş arttı. Ekonomistler, iş piyasasının sıkı olduğu ancak aşırı ısınmadığı konusunda hemfikir. Ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda yüzde 4,1 artarken, bu oran enflasyonun altında kalarak reel ücretlerde gerilemeye işaret ediyor. Fed yetkilileri, enflasyonun yüzde 2 hedefine düşmesi için daha fazla kanıt görmek istediklerini ve iş piyasasındaki direncin bu süreci uzatabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD iş piyasasındaki bu güçlü seyir, küresel ekonomi için bir çapa işlevi görüyor. Avrupa ve Çin'de yavaşlama sinyalleri varken, ABD'nin istikrarlı büyümesi uluslararası ticaret ve yatırım akışlarını destekliyor. Ancak İran savaşının maliyeti, ABD'nin bütçe açığını artırırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonist baskıları canlı tutuyor. Bu durum, gelişmekte olan ekonomiler için de risk oluşturuyor. Savaşın sürmesi halinde, petrol fiyatlarındaki oynaklık ve tedarik zinciri kesintileri küresel büyümeyi tehdit edebilir. Ekonomistler, yeni istihdam verilerinin Fed'in faiz politikasında bir değişikliğe gitmesini beklemediklerini, ancak savaşın uzun vadeli etkilerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD iş piyasasındaki güçlü performans, Türkiye'nin ihracatı için istikrarlı bir talep ortamı sağlıyor. Ancak savaşın sürmesi halinde enerji maliyetlerinin artması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Fed'in faizleri yüksek tutması, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye'nin, ABD ile ticari ilişkilerinde bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve enerji arz güvenliğini güçlendirecek alternatif politikalar geliştirmesi önem taşıyor.