ABD ordusu, İran destekli milis gruplarına ait olduğu belirtilen hedeflere yönelik hava saldırılarını üst üste üçüncü gece de sürdürdü. Pentagon kaynakları, operasyonların Irak ve Suriye sınırında yer alan stratejik noktalara odaklandığını bildirdi. Saldırılarda, İran Devrim Muhafızları'na bağlı birliklerin kullandığı lojistik depoları, mühimmat stokları ve komuta merkezlerinin vurulduğu ifade ediliyor. ABD Başkanı Joe Biden, daha önce yaptığı açıklamada, "Saldırılarımız devam edecek. İran'ın saldırılarına karşılık verme hakkımızı saklı tutuyoruz" demişti. İran ise bu saldırıları sert bir dille kınayarak, misilleme yapma tehdidinde bulundu. Tahran yönetimi, ABD'nin bölgedeki varlığının istikrarsızlığı artırdığını savunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları, geçtiğimiz hafta sonu Ürdün'deki bir ABD askeri üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüne, 40'tan fazla askerin ise yaralanmasına yol açan insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından başladı. Pentagon yetkilileri, bu saldırıdan İran destekli Irak merkezli Kataib Hizbullah grubunu sorumlu tutarken, İran'ın doğrudan bir rolü olduğuna dair henüz kesin bir kanıt sunulmadı. ABD, saldırıların hedefinin ‘İran'ı caydırmak ve gelecekteki saldırıları önlemek’ olduğunu açıkladı. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Bu saldırılar uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmekten başka bir işe yaramaz” dedi. Bölgedeki askeri uzmanlar, ABD'nin hava operasyonlarının kapsamını genişletmesinin, İran'ın Irak ve Suriye'deki vekil güçleri üzerindeki nüfuzunu zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor. Ancak bu stratejinin, İran'ı daha agresif bir tutuma itme riski taşıdığı da ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliği, Ortadoğu'nun zaten kırılgan olan güvenlik denkleminde yeni bir kırılma noktası yaratıyor. Irak hükümeti, ABD'nin kendi topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarına resmi olarak izin vermediğini açıklarken, Bağdat yönetimi bu operasyonların Irak'ın egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor. Suriye'de ise Beşşar Esad rejimi, ABD saldırılarını ‘terörizm’ olarak nitelendirirken, Rusya'nın devreye girme olasılığı gündeme geliyor. Enerji piyasalarında da dalgalanma yaşanıyor; petrol fiyatları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidiyle birlikte yükselişe geçti. Küresel güçler, İsrail-Hamas savaşının sürdüğü bir dönemde ikinci bir cephenin açılmasından endişe ediyor. İsrail ise Kuzey cephesinde Hizbullah'la çatışmaları sürdürürken, ABD'nin bu hamlesini dolaylı olarak destekliyor. Çin ve AB, tarafları itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil bir toplantı talep edildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının Ortadoğu'da yeni bir çatışma dalgası başlatmasından endişe duyuyor. Ankara, Irak ve Suriye'nin kuzeyinde bulunan sınır güvenliği açısından kritik bir konumda. Bölgedeki yeni bir kriz, PKK/YPG unsurlarının fırsatçı hamleler yapmasına yol açabilir. Ayrıca, İran'la gelişmiş ekonomik ilişkiler (doğalgaz ve ticaret) tehdit altına girebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda; bu nedenle tarafları sağduyuya çağırıyor. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye olarak bölgesel istikrarın korunmasından yanayız. Tüm tarafları gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya davet ediyoruz” açıklaması yaptı.