ABD ile İran arasındaki gerilim, son haftalarda karşılıklı askeri operasyonların yoğunlaşmasıyla yeniden tam savaşın eşiğine dayandı. İran destekli milislerin Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırılarına karşılık Washington, İran Devrim Muhafızları'na bağlı hedefleri vururken, Tahran yönetimi de Basra Körfezi'ndeki Amerikan savaş gemilerine karşı yeni bir caydırma dalgası başlattı. İki taraf arasındaki dolaylı müzakerelerin Umman'da sonuçsuz kalması, ateşkes ve kapsamlı bir nükleer anlaşma ihtimalini daha da zayıflattı. Uzmanlar, mevcut gidişatın kontrolsüz bir çatışmaya dönüşme riskinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor. Kriz, başta İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgesel aktörlerin endişelerini artırırken, küresel enerji piyasalarında da tedirginlik yaratıyor.
Karşılıklı saldırılar ve ateşkes ihtimali
Geçtiğimiz ay, İran destekli grupların ABD'nin Irak'taki Ayn el-Esed Üssü'ne düzenlediği roket saldırısında üç Amerikan askeri yaralanırken, Washington buna karşılık Suriye'nin Deyrizor bölgesindeki İran bağlantılı mevzilere hava saldırıları düzenledi. Pentagon, operasyonların İran'ın bölgedeki vekil güçlerinin lojistik ve komuta merkezlerini hedef aldığını duyurdu. Buna karşılık Tahran, Basra Körfezi'nde bir ABD savaş gemisine insansız hava aracıyla tacizde bulunurken, Yemen'deki Husiler de Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Umman'da yürütülen müzakerelerde ABD'nin 'yeni şartlar' dayattığını, bu nedenle bir anlaşmaya varılamadığını açıkladı. ABD tarafı ise İran'ın nükleer programındaki ilerlemeyi durdurmadığı ve bölgesel milisleri silahsızlandırmayı kabul etmediği sürece yaptırımların hafifletilmeyeceğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi, Orta Doğu'nun geneline yayılan bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırıya hazırlıklarını hızlandırırken, Suudi Arabistan da hem Washington hem de Tahran'la denge politikası izlemeye çalışıyor. Kriz, küresel petrol fiyatlarını varil başına 90 doların üzerine çıkarırken, boğaz geçişlerinde güvenlik endişeleri navlun maliyetlerini artırıyor. Çin ve Rusya, tırmanıştan Batı'yı sorumlu tutarak BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yaparken, Avrupa Birliği arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Uzmanlar, mevcut koşullar altında kapsamlı bir nükleer anlaşmanın mümkün görünmediğini, ancak iki tarafın da doğrudan topyekûn bir savaşı göze almak istemediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran krizi, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ankara, bir yandan İran'la enerji ithalatı ve sınır güvenliği konularında iş birliğini sürdürürken, diğer yandan ABD ile stratejik ittifakını korumaya çalışıyor. Olası bir savaş, Suriye ve Irak'taki Türk varlığını tehdit edebilir, ayrıca İran'dan doğalgaz tedarikini kesintiye uğratarak enerji maliyetlerini artırabilir. Türkiye'nin istikrar için her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutması ve bölgesel bir çatışmayı önlemek için arabuluculuk yapması bekleniyor.