ABD ve İranlı müzakereciler, ateşkesin uzatılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin başlatılmasını öngören 60 günlük bir mutabakat zaptı (MoU) üzerinde anlaşmaya vardı. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ABD Başkanı Donald Trump'ın nihai onayı bekleniyor. Konuya yakın kaynaklara göre, anlaşma metni taraflar arasında büyük ölçüde netleşmiş durumda ve Trump'ın yeşil ışık yakması halinde önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurulabilir.
Anlaşmanın Ayrıntıları
Mutabakat zaptı, iki aşamalı bir süreç öngörüyor. İlk aşamada, taraflar mevcut ateşkesi 60 gün süreyle uzatacak ve bu süre zarfında karşılıklı güven artırıcı adımlar atılacak. İkinci aşamada ise İran'ın nükleer programının kapsamlı bir şekilde ele alınacağı müzakereler başlayacak. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine geçici sınırlamalar getirilmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerinin artırılmasını içeriyor.
Müzakerelerin, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) temel unsurlarını yeniden canlandırmayı hedeflediği belirtiliyor. Ancak Trump yönetiminin 2018'de JCPOA'dan çekilmesi ve İran'a yönelik maksimum baskı politikası izlemesi, sürecin seyrini önemli ölçüde değiştirmişti. Yeni anlaşma, bu kez daha kısa vadeli ve kademeli bir yaklaşım benimsiyor. İranlı yetkililer, anlaşmanın ülkenin nükleer haklarını tanıması koşuluyla müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın bölgesel dengeler üzerinde geniş yansımaları olması bekleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programına ilişkin olası bir anlaşmayı dikkatle izliyor. İsrail ise özellikle endişeli; Başbakan Binyamin Netanyahu, daha önce İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için her türlü önlemin alınması gerektiğini vurgulamıştı.
Küresel ölçekte ise anlaşma, uluslararası petrol piyasalarında arz fazlası beklentisi yaratarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Avrupa Birliği, arabuluculuk rolü oynarken, Rusya ve Çin de sürece dahil olabileceklerinin sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir. Ayrıca, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Suriye ve Irak gibi kriz bölgelerinde iş birliği ihtimalini artırarak Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik tehditlerini azaltabilir. Ancak bu anlaşmaya İsrail ve Körfez ülkelerinin tepkisi, bölgesel gerilimleri yeniden tetikleyebileceğinden, Türk dış politikasının denge arayışını sürdürmesi bekleniyor.