ABD ile İran arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptı (MoU), iki ülke arasındaki temel anlaşmazlıkları gidermekten uzak kaldı. Belge, özellikle nükleer program, bölgesel nüfuz mücadelesi ve yaptırımlar konusunda tarafların pozisyonlarındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor. Anlaşma, sınırlı konularda işbirliğini öngörse de, kritik başlıklarda ilerleme kaydedilemediğini ortaya koyuyor.
Mutabakat Zaptının İçeriği ve Kapsamı
14 maddelik belge, temel olarak insani yardım, esir takası ve bazı teknik işbirliği alanlarını kapsıyor. Taraflar, Afganistan'daki durum, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi konularda ortak çalışma yürütme konusunda mutabık kaldı. Ancak İran'ın nükleer faaliyetleri, balistik füze programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek gibi hayati konular belgenin dışında bırakıldı. Uzmanlar, bu durumun Washington ile Tahran arasındaki güven bunalımının ne denli derin olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Belgenin imzalanması, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - KOEP) ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesinin ardından bozulan ilişkilerin onarımına yönelik en somut adım olarak değerlendiriliyor. Ancak belgede nükleer konulara hiç değinilmemesi, bunun yalnızca bir ön adım olduğu yorumlarına yol açtı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, belgenin “bağlayıcı olmadığını” ve “sadece diyaloğu sürdürme amacı taşıdığını” ifade etti. ABD'li yetkililer ise bunun “temel farklılıkların üstünü örtmekten öteye gitmediği” görüşünde.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD-İran arasındaki bu sınırlı mutabakat, özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail'de tedirginlikle karşılandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini meşrulaştırabileceği endişesini dile getirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “İran'ın nükleer tehdidine karşı hiçbir şey yapmayan bir anlaşmanın tehlikeli olduğunu” söyledi. ABD'de ise Kongre'deki Cumhuriyetçiler, Biden yönetimini “İran'a taviz vermekle” suçladı. Avrupa Birliği, anlaşmayı “olumlu bir adım” olarak nitelendirirken, nükleer müzakerelerin hızlandırılması çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran mutabakatı, Türkiye'nin iki ülkeyle de sürdürdüğü hassas denge politikası açısından önem taşıyor. Ankara, Tahran'la enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında işbirliği yaparken, Washington'la da NATO müttefiki olarak stratejik ilişkiler yürütüyor. Belgenin nükleer konuları kapsamaması, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışında bir rahatlama sağlamıyor. Ayrıca İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmemesi, Türk şirketlerinin İran pazarındaki faaliyetlerini kısıtlamaya devam ediyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının her iki tarafla da dengeli ilişki kurma çabasını yakından izlemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.