ABD ile İran arasında varılan ateşkes, son 48 saatte yaşanan karşılıklı saldırılarla ciddi bir sınavdan geçiyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Kuveyt, Bahreyn ve Umman'da bulunan ABD askeri üslerine insansız hava araçları ve füzelerle saldırı düzenlediğini açıkladı. Saldırılar, ABD'nin bölgedeki İran destekli milislere yönelik son bombardımanının ardından geldi. Henüz can kaybı bildirilmezken, taraflar arasındaki söylemler giderek sertleşiyor. Ortadoğu'da kırılgan barış süreci, bu son çatışmalarla birlikte belirsizliğe sürüklendi.
Çatışmaların arka planı ve tırmanış
ABD, geçtiğimiz hafta Suriye ve Irak'taki İran destekli gruplara yönelik geniş çaplı bir hava operasyonu başlatmıştı. Pentagon, operasyonun 'ABD personeline yönelik saldırılara misilleme' olduğunu bildirmişti. Operasyonda en az 35 hedefin vurulduğu, çok sayıda militanın öldürüldüğü iddia edildi. Bu bombardıman, İran'ı doğrudan hedef almamakla birlikte Tahran yönetimini alarma geçirdi. IRGC, yaptığı yazılı açıklamada 'ABD'nin maceracılığına karşılık vermenin meşru hakkımız olduğunu' vurguladı ve yeni saldırıların sinyalini verdi.
Buna karşılık ABD Başkanı, 'İran'a ve vekillerine karşı güç kullanma yetkilerinin sonuna kadar kullanılacağını' söyledi. Öte yandan İran Cumhurbaşkanı ise 'diplomatik çözüm kapısını kapatmadıklarını' ancak 'hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmayacaklarını' ifade etti. Çatışmaların en yoğun olduğu bölge olan Basra Körfezi'nde ticari gemilerin geçiş güvenliği de risk altında. Kuveyt ve Bahreyn hükümetleri, saldırılarda sivil can kaybı olmadığını ancak bazı askeri tesislerin hasar gördüğünü doğruladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gerilim, enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı saldırıların ardından 4 doların üzerinde artışla 87 dolara yükseldi. Analistler, çatışmanın büyümesi halinde petrol fiyatlarının 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı çağrıları alırken, Rusya ve Çin itidale davet eden ortak bir bildiri yayımladı. AB ise 'diplomatik kanalların açık tutulmasını' istedi. Ancak Washington, Tahran'ı müzakere masasına getirmek için ekonomik yaptırımları artırma seçeneğini değerlendiriyor.
Ortadoğu'da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu son krizde temkinli bir pozisyon alırken, İsrail ise İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir operasyon için ABD ile istişareleri hızlandırdı. Uzmanlar, çatışmanın Yemen'deki Husileri de içine çekebileceğini ve bölgesel bir savaşa dönüşme riskini göz ardı etmiyor. Bu durumda Körfez monarşileri, kendi güvenliklerini sağlamak için ABD ile ilişkilerini derinleştirmek zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkiliyor. Irak ve Suriye'de İran destekli grupların hareketliliği, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığı ve PKK ile mücadelesi açısından risk oluşturuyor. Ayrıca enerji maliyetlerinin artması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ekonomi için olumsuz. Ankara, taraflarla diyaloğunu sürdürürken, çatışmanın bölgeye sıçramasını önlemek için arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak ABD yaptırımlarının yeniden sıkılaştırılması, Türkiye-İran ticaretini olumsuz etkileyebilir.