ABD ve İran arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayan ilk tur görüşmeler, her iki tarafın da ilerleme kaydedildiğini duyurmasına rağmen, nükleer program ve yaptırımlar gibi kritik konulardaki anlaşmazlıkların devam ettiğini ortaya koydu. Görüşmeler, iki ülke arasında yıllardır süren gerginliğin ardından diplomasi kanallarının yeniden açılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İlk turda, tarafların teknik düzeyde bazı konularda mutabakata vardığı ancak siyasi çözüm gerektiren başlıklarda henüz uzlaşı sağlanamadığı bildirildi.
Görüşmelerin arka planı ve ilk gün gelişmeleri
ABD ve İran arasındaki dolaylı görüşmeler, İsviçre Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney'in temsilcileri, ilk turda yaklaşık dört saat süren bir toplantı yaptı. Görüşmelerin ardından yapılan açıklamalarda, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "olumlu bir atmosferde geçen toplantıda bazı ilerlemeler kaydedildiğini" belirtirken, ABD tarafı da "yapıcı görüşmeler" ifadesini kullandı.
Anlaşmazlık konularının başında ise İran'ın nükleer programının kapsamı ve ABD'nin uyguladığı yaptırımlar geliyor. Tahran yönetimi, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürme konusunda ısrarcı olurken, Washington yönetimi İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine ulaşmasını engellemek için kapsamlı güvence talep ediyor. Yaptırımlar konusunda ise İran, ABD'nin önceki anlaşmalardan çekilmesinin yarattığı güvensizlik ortamında, yeni bir garantörlük mekanizması kurulmasını talep ediyor.
Görüşmelerin ikinci turu için önümüzdeki haftalarda yeni bir takvim belirlenmesi bekleniyor. Uzmanlar, sürecin uzun soluklu olacağını ve tarafların birbirine güven duymasının zaman alacağını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmeleri, sadece ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel istikrar açısından da kritik önem taşıyor. İran'ın nükleer programı, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. Ayrıca, İran'ın Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçleri üzerindeki etkisi, bu ülkelerdeki çatışmaların çözümünü de doğrudan etkileyebilir.
Küresel enerji piyasaları da gelişmelerden etkileniyor. İran'ın yaptırımların hafifletilmesi halinde petrol ihracatını artırması beklenirken, bu durum petrol fiyatlarında düşüşe yol açabilir. ABD'nin amacı ise İran'ı nükleer anlaşmaya ikna ederek hem bölgesel gerilimi azaltmak hem de enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak.
Avrupa Birliği ve Rusya, görüşmelerin devam etmesi için arabuluculuk yapmayı sürdürüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi, İran'la nükleer müzakerelerde taraf olma konusunda farklı pozisyonlara sahip olsa da, diyalog kanallarının açık kalmasından yana olduklarını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran görüşmelerini hem ticari hem de güvenlik boyutlarıyla yakından takip ediyor. İran'la olan sınır komşuluğu ve enerji bağımlılığı (doğalgaz ve petrol ithalatı), Tahran'ın yaptırımlardan kurtulmasının Türkiye ekonomisine olumlu yansıyabileceğini gösteriyor. Öte yandan, Suriye ve Irak'ta İran nüfuzunun azalması, Türkiye'nin bu ülkelerdeki terörle mücadele ve istikrar çabalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, görüşmelerde sürecin sonuçlarına göre, hem Washington hem Tahran'la dengeli bir ilişki yürütmeyi hedefliyor.