ABD ile İran arasında Ortadoğu'da on yıllardır süren çatışmayı sona erdirmek için varıldığı açıklanan geçici anlaşma, Başkan Donald Trump ve Tahran yönetiminin çelişkili açıklamaları nedeniyle belirsizlik içinde. Anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmezken, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi ve bölgedeki güç dengelerinin geleceği en tartışmalı başlıklar arasında. Uzmanlar, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağının önümüzdeki haftalarda yapılacak müzakerelere bağlı olduğunu vurguluyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Tarihi bir anlaşmaya vardık. Ortadoğu'da barış sağlanacak” ifadelerini kullandı. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Henüz nihai bir metin üzerinde mutabakat sağlanmadı; görüşmeler devam ediyor” diyerek Trump'ın açıklamalarını yalanladı. İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerinin statüsü gibi kritik başlıklarda henüz uzlaşıya varılamadığı öğrenildi. Anlaşmanın, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması ve ABD'nin bazı yaptırımları kaldırması temelinde şekillendiği belirtiliyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın en kritik maddelerinden biri, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması. İran, yıllardır bu stratejik su yolunu kontrol altında tutarak küresel enerji piyasalarını tehdit ediyordu. Boğazın yeniden uluslararası denizciliğe açılması, petrol fiyatlarında düşüş beklenmesine yol açarken, küresel enflasyon üzerinde de olumlu etki yaratması öngörülüyor. Diğer yandan İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Yemen'deki Husilerin ateşkese uyması gibi bölgesel talepler masada. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı temkinli karşılarken, İran'ın nüfuzunun sınırlandırılması halinde bölgesel istikrarın artabileceği belirtiliyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın güvenlik endişelerini gidermediğini savunarak itiraz ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ortadoğu'da barışın tesis edilmesini uzun vadede desteklemekle birlikte, anlaşmanın bölgesel güç dengesine etkisini yakından izliyor. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve dış ticaret hacmini artırabilir. Ancak İran'ın nükleer programının denetlenememesi veya İsrail'in güvenlik kaygılarının giderilmemesi halinde yeni bir kriz çıkma riski, Türkiye'nin sınır güvenliği ve ticaret yolları açısından tehdit oluşturabilir. Ayrıca, anlaşma kapsamında İran'ın Suriye ve Irak'taki milis güçlerinin akıbeti belirsizliğini korurken, bu durum Türkiye'nin PKK/YPG ile mücadelesinde yeni parametreler yaratabilir.