ABD Başkanı Donald Trump, G7 liderleri zirvesinin sona ermek üzere olduğu bir anda, ABD ile İran arasında kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalandığını duyurdu. Trump, anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı'nın 15 Haziran 2026 Cuma günü itibarıyla ticari gemilere açık hale geleceğini belirtti. Ancak anlaşmanın detaylarına ilişkin belirsizlikler devam ediyor; özellikle boğaz geçiş ücretleri ve İsrail'in Lübnan'daki ateşkes ihlalleri konusunda taraflar arasında henüz mutabakat sağlanamadı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
Trump, G7 zirvesinin ardından yaptığı açıklamada, İran ile varılan anlaşmanın “tamamen imzalandığını” ve Hürmüz Boğazı'nın serbest dolaşıma açılmasının küresel enerji piyasaları için kritik bir adım olduğunu vurguladı. Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer programına yönelik kısıtlamaların yanı sıra bölgesel güvenlik düzenlemeleri de yer alıyor. Ancak boğazdan geçen gemilerden alınacak ücretler konusunda ABD ve İran arasında anlaşmazlık olduğu belirtiliyor. Ayrıca İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırıları, anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulatıyor. Guardian'ın haberine göre, İsrail'in ateşkes ihlalleri anlaşmanın altını oyabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın açılması, Körfez ülkeleri ve küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Boğaz, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin önemli bir kısmının geçiş güzergahı. Anlaşma ile birlikte petrol fiyatlarında düşüş beklenirken, İran'ın uluslararası yaptırımların hafifletilmesi karşılığında verdiği tavizler merak konusu. Trump yönetimi, anlaşmayı Orta Doğu'da istikrarın sağlanması yönünde bir adım olarak sunuyor. Ancak İran'ın bölgedeki vekil güçleri ve İsrail'in Lübnan'daki operasyonları, anlaşmanın sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Avrupa ülkeleri de anlaşmanın denetimi konusunda şeffaflık talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran ile yapılan barış anlaşmasından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Boğazın serbestleşmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebileceği gibi, İran ile ticari ilişkilerini de canlandırabilir. Öte yandan, anlaşmanın İsrail-Lübnan gerginliğini artırması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını karmaşıklaştırabilir. Türkiye, anlaşma sürecinde arabulucu rolü oynamasa da, bölgesel istikrarın sağlanması için tarafları diyaloğa teşvik etmeye devam ediyor. Anlaşmanın denetim mekanizmalarına Türkiye'nin dahil edilip edilmeyeceği ise henüz netlik kazanmadı.