Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri Çarşamba günü gazetecilerle yaptıkları telekonferansta, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek ve stratejik Hürmüz Boğazı'nı yeniden uluslararası deniz ticaretine açacak 14 maddelik bir mutabakat zaptının (MOU) ayrıntılarını okudu. Anlaşma, iki ülke arasında aylardır süren dolaylı müzakerelerin ardından geldi. Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in Cuma günü İsviçre'de düzenlenecek resmi imza töreninde ABD'yi temsil etmesi bekleniyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte bölgedeki gerginliğin azalması ve küresel enerji piyasalarında istikrar sağlanması hedefleniyor.
14 maddenin ayrıntıları: askeri geri çekilme ve boğaz güvenliği
Telekonferansta konuşan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, anlaşmanın temel olarak üç ana başlık etrafında şekillendiğini belirtti: askeri geri çekilme, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması ve ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması. Buna göre ABD, Basra Körfezi'ndeki fazla uçak gemisi ve savaş gemisi varlığını 90 gün içinde çekecek; İran ise aynı süre içinde adalar ve kıyı şeridindeki gemisavar füze bataryalarını sökecek. Boğaz geçişlerinde uluslararası deniz hukukuna uygun, serbest ve güvenli seyrüsefer sağlanacak. Ayrıca taraflar, boğazda ticari gemilere yönelik herhangi bir taciz veya saldırıyı önlemek için ortak bir iletişim hattı kuracak. İkinci aşamada ise ABD, İran'a yönelik petrol ihracatı ve finansal işlemlerle ilgili bazı yaptırımları askıya almayı taahhüt ediyor. İran ise nükleer programında belirli kısıtlamaları kabul ediyor.
Küresel enerji piyasaları ve uluslararası tepkiler
Anlaşma haberinin ardından ham petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde gerileyerek varil başına 78 dolara indi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. Boğazın yeniden açılması, başta Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere enerji ithalatçısı ülkeler için kritik önem taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri anlaşmayı ihtiyatlı bir şekilde memnuniyetle karşılarken, İsrail anlaşmanın İran'ın nükleer kapasitesine yeterli sınırlama getirmediği gerekçesiyle endişelerini dile getirdi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, anlaşmayı bölgesel istikrar yolunda olumlu bir adım olarak nitelendirdi ancak uygulamanın yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası ticarete açılmasından doğrudan olumlu etkilenecek. Petrol fiyatlarındaki düşüş, cari açık ve enflasyon üzerinde baskıyı hafifletebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede istikrarı destekleyen bir dış politika izliyor; bu anlaşma Körfez'deki askeri gerilimi azaltarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına da katkı sağlıyor. Ancak anlaşmanın İran'ın nükleer programına getirdiği sınırlamaların kapsamı ve kalıcılığı, Türkiye'nin uzun vadeli bölgesel hesaplarında dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.