ABD yönetimi ile Yemen'deki Husiler arasında, Kızıldeniz'deki gerginliği azaltmayı amaçlayan gizli bir anlaşma yapıldığı iddia edildi. İsmi açıklanmayan yetkililere dayandırılan haberlere göre, Husiler ABD gemilerinin Kızıldeniz'de serbestçe seyrüsefer yapmasına izin vermeyi kabul ederken, Washington da Husilere yönelik doğrudan askeri operasyonlardan vazgeçmeyi taahhüt etti. Anlaşmanın detayları kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak bölgesel kaynaklar, görüşmelerin birkaç haftadır sürdüğünü ve nihai mutabakatın geçtiğimiz günlerde sağlandığını öne sürüyor.
Anlaşmanın Arka Planı: Kızıldeniz'de Aylardır Süren Kriz
Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. 2024 yılı başından bu yana Husiler, Gazze'deki savaşa tepki olarak İsrail bağlantılı gemilere ve zaman zaman ABD ve İngiltere savaş gemilerine saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, birçok deniz taşımacılığı şirketinin rotasını Ümit Burnu'na kaydırmasına neden oldu; nakliye süreleri uzadı, sigorta maliyetleri arttı ve küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluştu.
ABD, Aralık 2023'te çok uluslu bir deniz görev gücü olan Refah Muhafızı Operasyonu'nu (Operation Prosperity Guardian) başlattı ve Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenledi. İngiltere de bu saldırılara katıldı. Ancak aylar süren askeri çabalara rağmen Husilerin saldırı kapasitesi tamamen yok edilemedi. Aksine, Husiler İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını durdurması halinde saldırılarını durduracaklarını defalarca dile getirdi. Bu açıklamalar, Husilerin askeri değil siyasi bir koz olarak Kızıldeniz kartını kullandığını gösteriyor.
İddia edilen anlaşma, ABD'nin askeri çözüm arayışının sonuçsuz kaldığını ve diplomatik bir çıkış yolu aradığını ortaya koyuyor. Anlaşmanın içeriğine dair ayrıntılar belirsizliğini korusa da, Washington'ın Husilere yönelik saldırıları durdurması karşılığında Husilerin de ABD bandıralı veya ABD çıkarlarına hizmet eden gemilere saldırmayacağı belirtiliyor. Bu, İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıların devam edip etmeyeceği sorusunu akıllara getiriyor. Zira Husiler, saldırılarını İsrail'in Gazze'deki eylemlerine bağlamış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Faktörü ve Deniz Güvenliği
Husiler, İran tarafından desteklenen bir grup olarak biliniyor. Bu nedenle ABD ile yapılan olası bir anlaşma, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya yönelik bir hamle olarak yorumlanabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın onayıyla mı yapıldığı yoksa Tahran'ın devre dışı mı bırakıldığı belirsiz. İran, Husiler üzerindeki nüfuzunu sürdürmek isteyecektir; bu tür bir anlaşma, Tahran'ın Yemen üzerindeki kontrolünü zayıflatabilir.
Öte yandan, anlaşma Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliği açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Son aylarda yaşanan saldırılar, Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerinde ciddi düşüşe yol açtı. Kanal, Mısır ekonomisi için hayati önem taşıyor; gelir kaybı Kahire'yi ekonomik olarak zorluyor. Anlaşmanın kalıcı olması halinde, deniz trafiğinin normale dönmesi ve küresel tedarik zincirlerindeki baskının hafiflemesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, Husilerin anlaşmaya ne kadar sadık kalacağının belirsiz olduğunu vurguluyor. Grup daha önce de ateşkes anlaşmalarını ihlal etmekle suçlanmıştı.
ABD açısından bakıldığında, bu anlaşma, askeri müdahaleden diplomatik çözüme geçiş anlamına geliyor. Washington, hem bölgede artan Rusya ve Çin etkisini dengelemek hem de Gazze savaşının yayılmasını önlemek istiyor. Husilerle yapılan gizli anlaşma, ABD'nin Orta Doğu'daki müttefiklerini koruma ve İran'ı çevreleme stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Ancak anlaşmanın İsrail ile ilişkileri nasıl etkileyeceği belirsiz. İsrail, Husilerin kendisine yönelik saldırılarına devam etmesi halinde ABD'nin bu anlaşmayı gözden geçirmek zorunda kalabileceğini savunuyor.
Uluslararası toplum, anlaşmayı temkinli bir iyimserlikle karşıladı. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizin çözümü için bu tür adımların önemli olduğunu belirtti. Ancak Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan sivillerin durumu hala kritik; ülke genelinde milyonlarca insan insani yardıma muhtaç durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz ve çevresindeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türk dış politikası, bölgede istikrarın sağlanmasını ve deniz ticaret yollarının güvenliğini önemsiyor. Türkiye'nin İsrail ile ticaret hacmi ve bölgesel enerji projeleri göz önüne alındığında, Kızıldeniz'deki gerilimin düşmesi Ankara'nın ekonomik çıkarlarına hizmet eder. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasında denge politikası izliyor; Husilerle yapılan anlaşma, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlarsa, Türkiye'nin İran ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışına yol açabilir. Türkiye'nin Yemen krizine insani yardım ve diplomasi yoluyla katkı sunma potansiyeli bulunuyor.