ABD borsasında yapay zeka (YZ) hisselerine aşırı yoğunlaşma, yatırımcıları ve analistleri endişelendirirken, aslında bu sorun yalnızca Amerika'ya özgü değil. Küresel ölçekte, özellikle gelişmekte olan piyasalarda, yapay zeka ve teknoloji hisselerine olan bağımlılık çok daha belirgin hale geliyor. Kore, Tayvan, Çin ve hatta Türkiye gibi ülkelerde borsaların en büyük şirketleri arasında teknoloji devleri yer alıyor. Bu durum, portföy çeşitlendirmesini neredeyse imkansız kılıyor ve yatırımcıları tek bir sektörün kaderine bağlıyor. Amerika'da S&P 500'ün ilk 10 hissesinin toplam ağırlığı %30'a yaklaşırken, Kore'de KOSPI'de Samsung ve SK Hynix gibi iki dev şirket borsanın neredeyse yarısını oluşturuyor. Tayvan'da TSMC tek başına borsanın %30'una hakim. Bu yoğunlaşma, olası bir yapay zeka balonunun patlaması durumunda küresel çapta büyük kayıplara yol açabilir.
Gelişmenin arka planı: Yapay zeka hisselerine küresel hücum
Yapay zeka teknolojilerine olan ilgi, 2023 yılında ChatGPT'nin çıkışıyla birlikte patlama yaptı. Nvidia, Microsoft ve Alphabet gibi ABD devleri bu trendin lokomotifi oldu. Ancak bu ilgi, dünya genelinde bir teknoloji hissesi balonuna dönüştü. Güney Kore'de Samsung Electronics, yarı iletken üretimindeki lider konumu sayesinde borsanın %40'ına yakınını temsil ediyor. Tayvan'da ise TSMC, küresel çip üretiminin %60'ını elinde bulundurarak endeksin bel kemiği haline geldi. Çin'de Alibaba ve Tencent, teknoloji hisselerinin ağırlığını %50'ye taşıdı. Japonya'da Tokyo Electron ve Advantest gibi yarı iletken ekipman üreticileri, Nikkei endeksinde benzer bir etki yaratıyor. Gelişmekte olan Avrupa piyasalarında ise ASML gibi birkaç dev şirket, endekslerin yarısından fazlasını oluşturuyor.
Bu yoğunlaşmanın ardında yatan temel neden, yapay zekanın en kritik bileşeni olan yarı iletkenlere olan muazzam talep. Nvidia'nın grafik işlem birimleri (GPU'lar) olmadan hiçbir yapay zeka modeli çalışamıyor. Bu talep, TSMC ve Samsung gibi çip üreticilerini tarihi zirvelere taşıdı. Ancak bu durum, yatırımcılar için ciddi bir risk oluşturuyor: Bir teknoloji devinin hissesinde yaşanacak ani bir düşüş, tüm borsayı olumsuz etkiliyor. Örneğin, Samsung'un 2024 yazındaki geçici üretim aksaklığı, KOSPI'nin %5 düşmesine neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Gelişmekte olan piyasalarda kırılganlık
Gelişmekte olan piyasalarda yapay zeka hisselerine olan bağımlılık, ABD'ye kıyasla çok daha yüksek. Bunun başlıca nedeni, bu ülkelerde borsaların daha az sayıda büyük şirket tarafından domine edilmesi. Türkiye'de BIST 100 içinde teknoloji şirketlerinin ağırlığı %12 civarında olsa da, Arçelik Beko gibi şirketlerin yapay zeka yatırımları ve Aselsan gibi savunma teknolojisi firmalarının yüksek değeri, borsadaki yoğunlaşmayı artırıyor. Hindistan'da Information Technology (IT) şirketleri, borsanın %20'sini oluşturuyor. Suudi Arabistan'da ise Aramco gibi enerji devleri, yapay zeka altyapısına büyük yatırım yaparak endeksi domine ediyor.
Küresel ölçekte, MSCI Dünya Endeksi'nde teknoloji hisselerinin ağırlığı %25'e ulaşırken, gelişmekte olan piyasalar endeksinde bu oran %30'un üzerinde. Bu, yatırımcıların pasif endeks fonları aracılığıyla zaten yoğun bir yapay zeka maruziyeti olduğu anlamına geliyor. Amerikan Merkez Bankası (Fed) faiz indirimleri yaparken, yapay zeka şirketlerine akan sermaye daha da artıyor. Ancak, teknoloji hisselerinde yaşanacak bir düzeltme, bu akışın tersine dönmesine ve gelişmekte olan piyasalarda ciddi sermaye çıkışına yol açabilir. JP Morgan'ın son raporuna göre, küresel borsaların %35'i en büyük 10 hisse tarafından kontrol ediliyor - bu, tarihin en yüksek seviyesi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de borsanın yapay zeka hisselerine yoğunlaşması, BIST 100 için bir risk faktörü oluşturuyor. Türkiye'de yerleşik yatırımcıların portföylerinde yabancı endeks fonlarına yönelmesi, aslında çeşitlendirme sağlamaktan ziyade aynı teknoloji hisselerine ikinci bir maruziyet yaratıyor. Türk yatırımcıların, yerel gayrimenkul, altın veya tahvil gibi araçlarla portföylerini dengelemeleri önemli. Ayrıca, küresel yapay zeka balonunun patlaması durumunda Türkiye'ye sermaye girişi durabilir ve TL üzerinde baskı oluşabilir. Bu nedenle, yatırımcıların yapay zeka dışı sektörlere yönelmesi ve döviz rezervlerini güçlendirme politikaları sürdürülebilir.