ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, 23 Eylül Çarşamba günü Washington'da bir araya gelerek ABD'nin Rusya ve İran ile ekonomik ilişki içinde olan ülkelere yönelik olası yaptırımlarını ele aldı. Görüşmede Hindistan, enerji güvenliğinin kendi ulusal çıkarları için taşıdığı önemi yinelerken, ABD tarafı yaptırımların kapsamını ve muhtemel muafiyetleri tartışmaya açtı.
Yaptırım Yasasının Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump tarafından geçtiğimiz ay imzalanan yasa, Rusya ve İran ile ticari ve finansal ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkelere yaptırım uygulanmasını öngörüyor. Yasa, özellikle enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketleri hedef alıyor ve ABD Hazinesi'ne geniş yetkiler tanıyor. Hindistan, Rusya'nın en büyük silah tedarikçilerinden biri olmasının yanı sıra, son yıllarda Rus petrolünün de önemli bir alıcısı konumunda. Yaptırımların yürürlüğe girmesi halinde Hindistan'ın enerji ithalatı ve savunma iş birlikleri ciddi şekilde etkilenebilir.
Görüşmede Jaishankar, Hindistan'ın Rusya ile ilişkilerinin tarihsel ve stratejik bir temele dayandığını, enerji ihtiyacının karşılanmasında Rusya'nın kilit bir rol oynadığını belirtti. Hindistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Jaishankar, "Hindistan'ın enerji güvenliği ve savunma ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır" ifadesini kullandı. Rubio ise ABD'nin yaptırımlar konusunda kararlı olduğunu ancak müttefiklerin endişelerini de dinlediklerini kaydetti.
Uzmanlar, Washington'un Yeni Delhi'ye belirli sektörlerde muafiyet tanıyabileceğini, ancak bunun Rusya'ya karşı ortak cephe oluşturma çabalarını zayıflatabileceğini belirtiyor. Hindistan, ABD'nin yaptırım tehdidine rağmen Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımını tamamlamış ve petrol ithalatını artırmıştı. Bu durum, iki ülke arasında zaman zaman gerilime yol açsa da stratejik diyalog sürdürülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin yaptırım hamlesi, yalnızca Hindistan'ı değil, Çin, Türkiye ve diğer Rusya ile ticaret yapan ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Yasa, ABD'nin küresel finans sistemindeki ağırlığını kullanarak Rusya'nın ekonomik izolasyonunu derinleştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu tür ikincil yaptırımlar, hedef ülkelerin alternatif ödeme sistemleri geliştirmesine ve dolar dışı ticaret arayışlarına hız kazandırıyor. Hindistan ve Rusya, ticarette ruble-rupi kullanımını artırma yönünde adımlar atmıştı. Görüşme, aynı zamanda ABD-Çin rekabeti ve Asya-Pasifik'teki güç dengeleri açısından da önem taşıyor; zira Hindistan, ABD'nin Çin'e karşı dengeleme stratejisinde kilit bir ortak olarak görülüyor. Washington, Yeni Delhi'yi Rusya'dan uzaklaştırmaya çalışırken, Hindistan'ın stratejik özerkliğini koruma eğilimi sürüyor. Bu denge, önümüzdeki dönemde ABD-Hindistan ilişkilerinin seyrini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Rusya ve İran'a yönelik ikincil yaptırım tehdidi, Türkiye'yi de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Rusya'dan doğalgaz ve petrol ithal ediyor, ayrıca S-400 savunma sistemi satın almış durumda. Yaptırımların genişlemesi halinde Türk şirketleri ve bankacılık sektörü risk altına girebilir. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de Rusya ile enerji ve ticaret bağlarını dengede tutmaya çalışıyor. Hindistan örneği, Türkiye'nin de benzer muafiyetler talep edebileceğini gösteriyor. Ancak Türkiye'nin İran ile sınır ticareti ve Rusya ile artan ekonomik iş birliği, yaptırım baskısını daha da artırabilir.