ABD Hazine Bakanlığı, Hindistan'ın Bangalore kentinde devam eden G-20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına katılmak isteyen bazı önde gelen Amerikan basın kuruluşlarının muhabirlerine akreditasyon vermedi. The New York Times, The Wall Street Journal ve Bloomberg News muhabirlerinin toplantıyı takip etmek üzere başvuruları reddedilirken, diğer bazı medya kuruluşlarının temsilcilerine ise kimlik verildiği öğrenildi. Karar, basın özgürlüğü ve şeffaflık ilkeleri açısından önemli tartışmalara yol açtı.
Akreditasyon Reddi ve Gerekçeleri
G-20 toplantıları, küresel ekonominin en üst düzeyde ele alındığı platformlar olarak kabul ediliyor. Bu yılki toplantıya ev sahipliği yapan Hindistan, küresel mali istikrar, borç yapılandırması ve kripto para düzenlemeleri gibi başlıkları gündemine almış durumda. Ancak ABD Hazine Bakanlığı'nın bu önemli toplantıda, ülkenin en etkili finans ve ekonomi gazetecilerini dışlaması dikkat çekti.
Hazine Bakanlığı yetkilileri, akreditasyon sürecinde "lojistik kısıtlamalar" nedeniyle bazı başvuruların reddedildiğini açıklasa da, bu açıklama basın kuruluşlarınca ikna edici bulunmadı. Özellikle The New York Times, Wall Street Journal ve Bloomberg'in ekonomik habercilikteki tartışmasız otoritesi göz önüne alındığında, kararın bilinçli bir tercih olduğu yorumları yapılıyor. Söz konusu üç kuruluşun, son dönemde Biden yönetiminin ekonomi politikalarına yönelik eleştirel haberler yayımladığı da biliniyor.
Basın kuruluşları, gelişmeyi kınayan açıklamalar yaptı. Bloomberg Küresel Yayıncılık Direktörü John Micklethwait, yaptığı açıklamada, "Hazine Bakanlığı'nın bu kararı, gazetecilerin halkın bilgi edinme hakkını kullanmasını engellemeye yönelik endişe verici bir adımdır. Küresel ekonomik kararların izlenmesi, demokratik şeffaflık için vazgeçilmezdir" ifadelerini kullandı. New York Times sözcüsü ise, "Kararı şaşkınlıkla karşılıyoruz. Hazine Bakanlığı'ndan sürece ilişkin ayrıntılı bir açıklama talep ettik" dedi.
Basın Özgürlüğü ve Uluslararası Tepkiler
Bu olay, yalnızca ABD içinde değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Dünya Basın Özgürlüğü Enstitüsü (WAN-IFRA) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), kararın G-20'nin şeffaflık ilkeleriyle çeliştiğini vurguladı. RSF'nin yayımladığı bildiride, "G-20 gibi küresel karar alma platformlarında basının kısıtlanması, tüm dünyada basın özgürlüğüne yönelik tehditlerin bir yansımasıdır" denildi.
Öte yandan, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, günlük basın toplantısında konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı ve "Basın bağımsızlığına olan bağlılığımız açıktır" demekle yetindi. Ancak bu açıklama, olayın ardından gelen eleştirileri dindirmeye yetmedi. Özellikle muhalif kesimler, Hazine Bakanlığı'nın bu tutumunu "hükümetin eleştirel haberciliği susturma girişimi" olarak nitelendirdi.
G-20 toplantılarının ev sahipliği yapan ülkeler, genellikle katılımcı ülkelerin delegasyonlarının yanı sıra uluslararası basın mensuplarına da akreditasyon sağlıyor. Ancak bu kez ABD Hazine Bakanlığı’nın, kendi delegasyonu kapsamında belirli gazetecilere kimlik vermemesi, alışılmış süreçlerin dışına çıkıldığını gösteriyor. Uzmanlar, bu durumun G-20 gibi çok taraflı toplantılarda basın erişiminin ne kadar keyfi uygulamalara açık olabileceğini gözler önüne serdiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki oluşturmamakla birlikte, küresel basın özgürlüğü bağlamında önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir. G-20 gibi platformlarda Türkiye’nin temsilcileri de yer almakta ve Türk basını bu tür toplantıları yakından takip etmektedir. ABD gibi güçlü bir ülkenin, kendi ulusal basınına yönelik bu kısıtlayıcı tutumu, uluslararası organizasyonlarda şeffaflık standardını zayıflatabilir ve örnek teşkil edebilir. Türkiye’nin, uluslararası kamuoyunda basın özgürlüğü konusunda sıklıkla eleştirildiği hatırlanacak olursa, bu olayın tüm ülkelerde medyaya yönelik kısıtlamaların meşrulaştırılması riskini taşıdığı söylenebilir. Ancak Türkiye’nin, tüm G-20 toplantılarına katılan güçlü bir medya geleneğine sahip olduğu ve bu tür kısıtlamaların Ankara-Brüksel-Washington hattında yeni bir tartışma başlatmayacağı öngörülmektedir.