ABD Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin kamu bankalarından Halkbank’a (Turkiye Halk Bankasi AS) yönelik uzun süredir devam eden İran yaptırımlarını ihlal davasının düşürülmesi için mahkemeye başvurdu. New York Güney Bölgesi’nde görülen davada savcılar, davanın düşürülmesi yönündeki taleplerini federal yargıç Richard Berman’a sundu. Bu hamle, ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşme sinyali olarak yorumlanırken, aynı zamanda iki ülke arasında yıllardır süren bir anlaşmazlığın sona ermesine kapı aralıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Halkbank’a yönelik dava, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları deldiği iddialarına dayanıyordu. Bankanın, 2012-2016 yılları arasında İran’a yönelik yaptırımlardan kaçınmak için altın, nakit ve sahte belgeler kullanarak karmaşık bir şema yürüttüğü öne sürülmüştü. Dava, 2019’da Türk bankacı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de mahkum edilmesiyle uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Halkbank ise suçlamaları reddederek, sürecin siyasi motivasyonlu olduğunu savunmuştu.
Adalet Bakanlığı’nın bu kararı, Başkan Joe Biden yönetiminin Türkiye’ye yönelik daha uzlaşmacı bir politika izleme çabası olarak değerlendiriliyor. Washington ve Ankara arasında son dönemde Suriye, NATO genişlemesi ve savunma iş birliği gibi konularda diyalog kanallarının açık olduğu gözlemleniyor. Davanın düşürülmesi, Türk-Amerikan ilişkilerindeki en önemli pürüzlerden birini ortadan kaldırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD’nin İran yaptırım politikasında esnekliğe işaret ediyor olabilir. Özellikle İran’la nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve Körfez ülkeleriyle normalleşme adımları göz önüne alındığında, Washington’un yaptırım uygulama stratejisini revize ettiği yorumları yapılıyor. Ayrıca, karar ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerinde ticari ve siyasi çıkarları daha fazla öncelediğini gösteriyor. Avrupa Birliği ülkeleri, İran yaptırımları konusunda ABD ile benzer bir yaklaşım sergilememişti; bu dava düşerse, uluslararası bankacılık sektöründe yaptırım riski algısını da etkileyebilir.
Öte yandan, davanın düşürülmesi ABD’nin iç hukukunda yaptırımlara uyum konusunda yeni bir emsal oluşturabilir. Ancak Kongre’de Türkiye karşıtı bazı çevreler bu kararı eleştirebilir. New York’taki mahkeme sürecinin nasıl sonuçlanacağı henüz netlik kazanmasa da, Halkbank için bu karar finansal ve itibar açısından önemli bir rahatlama anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikasının son dönemde attığı normalleşme adımlarının bir yansıması olarak okunabilir. Türkiye, hem ABD hem de AB ile ilişkilerinde yargısal ve diplomatik krizleri aşmaya çalışıyor. Halkbank davasının düşmesi, Türk bankacılık sektörünün uluslararası itibarını güçlendirecek ve olası yaptırım risklerini azaltacak. Ekonomik açıdan, bankanın ABD’deki dondurulmuş varlıklarının serbest kalması ve olası cezai yaptırımlardan kurtulması, Türk ekonomisine olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, bu karar Türkiye’nin Batı’yla yeniden entegrasyon sürecinde önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Ancak, ABD’nin bu adımının İran politikasındaki genel duruşundan bağımsız olmadığı unutulmamalı; Türkiye’nin İran’la ticari ilişkilerinde dikkatli olması gerekebilir.